Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye
Tez Danışmanı: Senem Kaymaz
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Günümüz mekan kavramını ‘aidiyet duygusu’ temelinde irdeleyen bu çalışma, mekanın,
matematikselliği dışında, hisler ve duygular üzerinden sorgulanması gerektiğini
savunmaktadır. İnsanın ilkel dürtüleri ile var olmaya çalıştığı mekan nosyonu ve mekanı
‘yer’e dönüştürme süreci, bu tezin çıkış noktasıdır. ‘Yer’e dönüşen mekan, somut
olguların değil, hislerin ve kavramların yeniden sorgulandığı bir alana dönüşmektedir.
Mekan içinde ele alınan en önemli unsur ise mekan ile birinci dereceden etkileşim
halinde olan ‘özne’dir. Çalışma boyunca, ‘özne’ kavramının tercih edilmesinin sebebi,
bu kavramın oldukça geniş bir anlam dünyasına gönderme yapması ve özellikle
felsefede farklı bakış açılarıyla ele alınmasıdır. Bu sayede geniş bir kullanım yelpazesine
sahip olan bu kavramın, mekanla ilişkisi değerlendirilmektedir.
Öznenin mekanla kuracağı bağ, gözün sunduğu görsel sınırların ötesinde verilere
ihtiyaç duymaktadır. Gözün görmüş olduğu sınırlı eksenlerle birlikte, artık dokunma ve
diğer duyular da devreye girmektedir. Bir mimari tasarımın amacı alışılageldiği gibi, ait
olma duygusunun yaşanması için mekanlar üretmektir. Sonuç olarak bu mekanlardan
beklenen ise aidiyet duygusunun özne ve mekan açısından en iyi şekilde yaşanmasıdır.
Fakat bu çalışma, aidiyetin olmadığı durumları ‘arada kalma’ olarak nitelendirmekte ve
bu durumun potansiyellerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.
xi
Aidiyetsizliğin sorgulandığı bu çalışma içerisinde, dijitalleşen dünya ile birlikte
aidiyetsizliğin yoğun şekilde yaşandığı dijital mekanların da sorgulanması gerektiği
düşünülebilir, fakat bu çalışmada dijital mekan tartışma dışında tutulmuştur.
Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel hatlarıyla teze giriş
yapılmakta, literatür özeti, tezin amacı ve hipotezi hakkında bilgi verilmektedir.
İkinci bölümde, mekan kavramı, mekan ve yer olarak ayrı ayrı ele alınmaya başladığı
başladığı süreç dahilinde yeniden sorgulanmaktadır. Yerin ve öznenin mekanla aidiyet
kurdukları ilişkiler tartışılmaktadır. Bu ilişkiler, genel anlamda mevcut durumlar olarak
kabul edildiğinden, ‘HAL’ olarak adlandırılmaktadır. Aidiyet duygusunun olmadığı, yani
ne bir taraf ne de öteki tarafa ait olmama durumu, ‘arada kalma’ şeklinde
nitelendirilmektedir.
Üçüncü bölümde, ‘arada kalma’ durumu irdelenmektedir. Bu durum, birçok
parametrenin etkisiyle değişebilir ve dönüşebilir olmasından kaynaklı, herhangi bir
kesinliğe dayanmayan ve bunun sonucunda ortaya çıkan muğlaklığın ‘bunalım’ olarak
adlandırıldığı durumdur. Özne ve mekan nosyonları, bu bölümde ‘bunalım’dan
etkilenen iki ana unsur olarak ele alınmaktadır.
Dördüncü bölüm, üçüncü bölümdeki bunalımın yeniden ele alınması ile oluşturulmuş,
‘potansiyel alan’ olarak adlandırılan bölümdür. Çalışmanın genelinde ele alınan ‘arada
kalma’ durumu, tezde olumlayıcı bir perspektiften bakılmasıyla ortaya çıkan ‘potansiyel
alanı’ doğurmaktadır. Bu bölümün, mekansallık kadar somut bir zemini olmamakla
birlikte, ait olma durumu gibi belirgin bir hali de yoktur. Bu belirsizliğin genel olarak
algılanan şekliyle bir adiyetsizlik ‘sorunu’ mu olduğu, yoksa çalışmada öne sürüldüğü
gibi birden fazla olasılığa aidiyet sunma ihtimali üzerinden olumlu bir duruma mı yol
açacağı tartışılmakta ve örnek çalışmalar üzerinden ‘potansiyel alan’lar aranmaktadır.
İncelenen örneklerde, olası ihtimallerin bir kısmı, kırmızı renkle taranarak,
potansiyellere görünürlük kazandırılmaya çalışılmaktadır. ‘Potansiyel alan’, birçok
açıdan ele alınan çeşitli kavramların yeniden buluşma ve oluşma yeridir. Ayrıca sınırsız
ihtimallerin ortaya çıkma zemini ve bu ihtimallerin öznel bir perspektifle ele alındığında
ortaya çıkabileceklerin görüleceği ‘HEMHAL’ olma yeridir.
Çalışmanın beşinci ve son bölümünde, çalışmanın bütünü hakkında genel bir
değerlendirmeye gidilmekte ve tezin kuramsal altyapısını oluşturan kavramlardan yola
çıkılarak, tez strüktürü şematize edilmektedir. Bu şemada kavramların kesişmeye ve
ayrılmaya başladığı nokta, öznenin ve mekanın bunalımını oluşturmaktadır. Bu
bunalımın yeniden yer bulmaya çalıştığı potansiyel alan ise kavramların yansıması ile
oluşan ihtimaller silsilesinin yeniden üretim alanıdır. Böylece, mimarlık ve diğer bilim
dalları tarafından ele alınacak olan çalışmaların, bünyesinde taşıdığı potansiyelleri
görünür kılmak ve bu bağlamda değerlendirilmesini sağlamak amaçlanmaktadır.