Niğde tren garı kompleksinin incelenmesi


Arş. Gör. Gamze ÖZMERTYURT BRUHN

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Selçuk Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Mimarlık, Türkiye

Tez Danışmanı: Arife Deniz Oktaç Beycan

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Çalışma kapsamında, Türkiye'de bulunan, tarihi, kültürel, sosyal anlamda belge niteliği oluşturan istasyon binalarının, dönemler içerisindeki kimlik kazanma mücadelesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Dönemlerin etkisini üzerinde taşıyan istasyon binaları kolektif belleğin yaşatılması açısından da önem arz etmektedir. Özellikle demiryolu mirası ve mimarisi kavramlarının irdelenmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar son dönemde yüksek hızlı tren projelerinin gündeme gelmesiyle ivme kazanmıştır. Tarihi gar binaları bu değişime ayak uydurmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle yapılan ekler ve müdahalelerle kullanıma uygun hale getirilmesi veya farklı işlevler kazandırılarak kullanılması, yaşatılması amaçlanmaktadır. Anadolu'da demiryolculuğun başlangıcı 1856'da İzmir-Aydın hattının döşenmesiyle başlamıştır ve demir ağların tüm yurdu sarması için devlet dış güçlerden destek almıştır. Demiryolu taşımacılığının en ucuz ve hızlı taşıma biçimi olması, sanayileşmenin hız kazandığı bölgelerde demiryoluna verilen önemin artışı şeklinde sonuçlanmıştır. İngiliz, Alman, Fransız demiryolu şirketlerinin Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ülke üzerindeki etkisi yüksek olmuştur. Özellikle sömürgecilik anlayışında olan dış güçler için demiryolu, kaynaklara ulaşmakta önem arz eden araç olmuştur. Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonların da etkisiyle demiryolu mimarisi farklı kültürlerin etkisinde şekillenmiş, böylece her bir binanın karakteristik özelliği birbirinden farklılık göstermiştir. Binaların tasarımının o dönem için yabancı mimarların elinde olmasıyla her bir bina yurt dışındaki istasyon binalarına benzer özellikler taşımaktadır. Bu da henüz yerel bir kimliğe kavuşamamış tipteki binaların oluşmasına neden olmuştur. Fakat 1930'lu yıllardan sonra Birinci ve İkinci Ulusal Mimarlık Akımlarının etkisiyle yerel izlerin gösterilmeye başlandığı, devletin kendi mimarlarına yaptırdığı binalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Küçük Anadolu şehirlerinde bu millileşme sürecinde yapılan gar binaları kimliklerini korumakta ve o dönemin mimari üslubu, yapım teknolojisi, gelişmişlik düzeyi ve barındırdığı kültür hazinesiyle geçmişimize ışık tutmaktadır. Bu nedenle yapılan çalışmada da bu küçük Anadolu şehirlerinden Niğde ilinin zengin kültürel miraslarından biri olan tren garı binası ve gar kompleksi içindeki binalar incelenmiştir. Daha önce söz konusu yapı üzerine çalışma yapılmamış olması, Cumhuriyet dönemi eseri olması, demiryolu mimarisinin ürünlerinden biri olması, hak ettiği değerin yaşatılmaya çalışılması amacıyla ve bundan sonraki çalışmalara da alt yapı oluşturmak adına Niğde Tren Garı Binası ve Gar Kompleksi'nin incelenmesi önem teşkil etmektedir.