Keloğlan’ın Mitik Aynadaki Görüntüsü


Harmancı M.

Milli Folklor, cilt.12, ss.72-80, 2012 (AHCI İndekslerine Giren Dergi)

  • Cilt numarası: 12 Konu: 94
  • Basım Tarihi: 2012
  • Dergi Adı: Milli Folklor
  • Sayfa Sayısı: ss.72-80

Özet

Sembol dilinin hayaller, korkular, istekler ve fantastik öğelerle yoğrulup oluştuğu dönemin hayata ve olaylara bakışının eklenmesiyle şekillenen masallar, yüzyıllar ötesindeki mitlerin günümüze uzanan izdüşümleridir. Halk edebiyatının, önceleri keyifle dinlenen, sonraları okuyucuyla da buluşan türlerinden olan masallardaki bu simgeler, arketiplerin kılavuzluğunda mitik dönemlerdeki olağanüstü kahramanlar yerine, yeni dönem ve şartlara uygun kahramanlara bürünerek günümüze kadar ulaşırlar. Bugün için masalları anlamak ve anlamlandırmak üzere pek çok araştırıcının dikkatini çeken yöntemlerden biri de psiko-analitik simgeciliktir. Bu yöntemle insan davranışlarını hazırlayan ruhsal köken ve bu davranışlara ilham kaynağı olan evrendeki çağrıştırıcı semboller tarif edilmeye çalışılmıştır. Türk masal hazinesi içinde önemli bir yere sahip olan Keloğlan masalları, kahramanın bireyselleşme yolculuğu ve bu yolculuktaki maceraları odağında çevrelenir. Mitik dönemden başlayarak görülen bu yapı destan, masal, halk hikâyesi gibi türlerin temelini oluşturur. Bu çalışmada Kırgız masalları arasında yer alan ve bir Keloğlan masalı olan Çınıbek isimli masal psiko-analitik yöntem ışığında irdelenmeye çalışacaktır. Masal, Keloğlan’ın en eski ortak kültür kodları ile ilişkisini yansıtması bakımından anlam taşımaktadır. Masalın derlendiği coğrafya destanlar dönemi özelliklerinin daha yoğun hissedildiği bir coğrafya olduğundan masaldaki epizotlar mitolojik simgeler açısından Anadolu’dakilere oranla daha belirgindir. Bu olgunun, farklı dönem ve coğrafyalarda anlatılan masallarda karşılaştığımız benzer motif ve epizotların mitolojik kökenle ilişkilendirilmesi bakımından da anlamı bulunmaktadır. Böylece, anlamlandıramadan üzerinden geçtiğimiz pek çok simge ve davranış işlevsel hale gelirken kültürün bir bütün olması ilkesinden hareketle türün kültür zincirindeki yeri de belirgin hale gelmektedir

Tales shaped by the addition of outlook on life and events of the period where symbols are kneaded by fears, desires, dreams and fantastic items are marks of myths present from centuries ago. These icons take place in the folktales, a form of folk literature heard with pleasure previously and the reader meets later reach up to the present instead of mythical heroes in the mythical periods guided by archetypes transforming into the heroes of the new semester and comply with the new conditions. One of the methods of attracting the attention of many researchers to understand the sense of the tales is psycho-analytical symbolism. With this method, psychological origin preparing human behavior and recalling symbols which are the source of inspiration of this behavior in the universe have been tried to be described. Briefly, archetypes means by which the images from the beginning and myths their symbolic equivalents of emerge as the old spiritual and symbolic forms primitive human behavior prescribed for. One of the examples are Keloğlan tales, representing hero’s journey of individuation and the adventures of this journey. This structure arises starting from the mythical period forms the basis of the species similar saga, fable and folk tale. In this study, the tale of a Kirghiz “Çınıbek”, the Keloğlan tale, will be discussed in the light of psycho analytical method. The tales are important with regard to reflect the relationship between the old common cultural codes. Since the geography where the tales were compiled prensents the period epic features more intensely, these tale episodes are more evident than the ones from Anatolia in terms of mythological symbols. This case is described in the fairy tales we encounter in different periods and regions in terms of similar motifs and episodes associated with the mythological origin is meaningful. Thus, several icons and behavior over the past, I can not give meaning to symbols become operational, at the same time, based on the principle of “culture is a complement” place of culture in the chain of the species becomes significant.