TARAFLARIN SÖZLEŞMESEL SORUMLULUKLARI BAZINDA DEPREME DAYALI HAK TALEPLERİNİN İNCELENMESİ


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DOĞUŞ AKBIYIK

Danışman: Hande Aladağ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Türkiye'nin aktif fay hatları üzerinde yer alması, ülkeyi yüksek deprem riski altında bırakmakta ve bu durum inşaat sektöründe ciddi yapısal, sözleşmesel ve hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Deprem sonrası süreçlerde ortaya çıkan hak talepleri; projelerin süresi, maliyeti, kalite standartları ve tarafların hukuki sorumlulukları açısından çok yönlü etkiler yaratmaktadır. Bu çalışma, inşaat sektöründe depremler nedeniyle gündeme gelen hak taleplerini, tarafların sözleşmesel sorumlulukları çerçevesinde kapsamlı bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Temel hedef, yüklenici, işveren ve diğer tarafların, deprem sonrası koşullarda hangi hukuki ve sözleşmesel dayanaklara dayanarak hak iddiasında bulunabileceğini belirlemek, bu taleplerin kapsamını, yasal altyapısını ve çözüm yollarını incelemektir. Çalışmada öncelikle inşaat sözleşmelerinin genel yapısı, tarafların karşılıklı yükümlülükleri, sözleşme yönetimi süreçleri ve mücbir sebep kavramı kapsamında depremin etkileri ele alınmıştır. Devamında, gecikme tazminatı, maliyet artışı, ek bütçe ihtiyacı, yeniden yapım ve onarım, ifa imkânsızlığı, sigorta kaynaklı zararların tazmini, sözleşme değişiklikleri, tasarım ve uygulama kusurları, yapım kalitesi ve sözleşmenin feshi gibi başlıca hak talebi konuları detaylı biçimde analiz edilmiştir. Araştırmada literatür taraması, Yargıtay kararlarının derinlemesine analizi ve inşaat hukuku alanında uzman iki akademisyenle yapılan nitel görüşmeler bir arada değerlendirilmiştir. Bu yöntem sayesinde teori, yargı uygulamaları ve mesleki deneyim ekseninde çok yönlü bir analiz gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, açık hükümler içeren sözleşmelerin hazırlanması, risklerin önceden tanımlanması ve etkin sigorta sistemlerinin kurulması; hukuki öngörülebilirliğin artırılmasına ve olası uyuşmazlıkların önlenmesine önemli katkılar sağlamaktadır.