Sinapik asit yüklü polimerik nanopartiküllerin fibroblast ve glioma hücre soyları üzerinde sitotoksisite ve genotoksisitesinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA ŞAYAN POYRAZ

Danışman: Banu Mansuroğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sunulan tez çalışmasında;farmakolojik özellikleri bilinen Sinapik Asit molekülünün ilaç etken maddesi olarak Poli (laktik-ko-glikolik asit) (PLGA) içine enkapsüle edilmesi ile polimerik nanopartiküler sistemlerin oluşturulması ve karakterize edilmesi sonucu optimize edilen partiküler sistemin sitotoksik ve antigenotoksik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüzce bölünüp çoğalması durumunda oluşan kanser, bulunduğu dokuya veya organa göre oldukça farklı karakteristik özellikler göstermektedir. En sık görülen merkezi santral sinir sistemi tümörlerinden biri olan glioblastomalar agresif, invazif ve tedavisi zor kanser türleri olarak tanımlanmaktadırlar. Yüksek toksisiteye sahip olmaları ve nonspesifik olarak hem normal hem kanserli hücrelerde birikmeleri, düşük çözünürlük ve sınırlandırılmış stabiliteden dolayı biyouyumluluk sağlayamamaları, kısa yarı ömürleri ile vücuttan hızla uzaklaştırılmaları gibi sınırlayıcı pek çok faktörden dolayı güncel antikanser ajanlar kanser tedavisinde önemini yitirmektedir. Bu nedenle biyolojik uygulamalarda yaygın olarak ilaç taşıyıcı sistemler kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan literatür taramasında nanopartiküler sistemlerin aynı etken maddenin serbest formuna kıyasla daha etkili olduğu gözlenmiş ancak sinapik asit molekülünün partiküler sistemlere yüklendiği bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu kapsamda sinapik asit molekülü PLGA polimeri içerisine enkapsüle edilerek karakterizasyonu ve optimizasyonu sağlanmıştır. Sentezlenen nopartiküllerin karakteristik özellikleri UV görünür bölge spektroskopisi, Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) ve Taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile belirlenmiştir. Optimize partiküllere ait ortalama değerlere bakıldığında reaksiyon verimleri %52,61, enkapsülasyon etkinliği %54,58, ilaç yükleme kapasitesi %46,28, boyut 155,7 nm, çoklu dağılım indeksi 0,0080, zeta potansiyel değeri -22,5 mV olarak bulunmuştur. Optimize edilen nanopartiküler sistemlerin sitotoksisitesi serbest molekül ile karşılaştırmalı olarak In vitro koşullarda L929 Fibroblast ve C6 Glioma hücre soyu üzerinde 24. ve 48. saat muamelesi sonucu incelenmiş, fibroblast hücre hattında 24 saat deneyleri için IC50 değerleri sırasıyla ; 811,0 μg/ml serbest sinapik asit ve 960,0 μg/ml sinapik asit NP, 48. saat için 567,4 μg/ml serbest sinapik asit ve 815,7 μg/ml sinapik asit NP şeklinde belirlenmiştir. Glioma hücre hattında ise 24 ve 48 saat deneyleri için IC50 değerleri sırasıyla ; 348,2 μg/ml serbest sinapik asit ve 256,3 μg/ml sinapik asit NP, 48. saat için 314,7 μg/ml serbest sinapik asit ve 130,3 μg/ml sinapik asit NP olarak belirlenmiştir. Ayrıca C6 Glioma hücre soyunda serbest sinapik asit ve sinapik asit yüklü nanopartikülün antigenotoksik etkisine bakılmış; en uzun kuyruk yapısı H2O2 ile DNA hasarı oluşturulan pozitif kontrol grubunda görülürken, DNA hasar oranları; kuyruk uzunluğu, kuyruk yoğunluğu ve kuyruk momentine bakıldığında pozitif kontrol grubunu sırası ile negatif kontrol, serbest sinapik asit ve sinapik asit yüklü nanopartikül grubu takip etmiştir. Hücrelerin genel olarak 0. ve 1. Dereceden kuyruk yapısı oluşturduğu, nanopartiküler sistemin DNA hasarını azaltmada serbest sinapik aside kıyasla daha etken rol oynadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda optimize formülasyonun doku veya hedef organı olumsuz etkileyen kemoterapotik ajanlara alternatif olarak beyin kanseri tedavisinde kullanılacak yeni nesil ilaç ve tedavi ajanlarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı, meydana gelebilecek DNA hasarı sonucunda oluşacak çeşitli hastalıkları önleyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca güçlü antikanser ve antigenotoksik etkisi olan hidrofobik moleküllerin ilaç sistemine dönüşmesinde faydalı bir model olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sinapik asit, polimerik nanopartikül, sitotoksisite, genotoksisite.