Fotoğraf Sanatında Rüya Temsilleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BEYZA NUR DURU
Danışman: Burcu Böcekler
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Fotoğraf sanatı ile rüya arasındaki ilişki, fotoğraf tarihinde hem temsile hem de öznel deneyime dair önemli tartışma alanlarından birini oluşturmuştur. Aynı zamanda sanatsal üretim pratiklerinde zengin bir ilham kaynağı olmuştur. Bu tez, fotoğrafın yalnızca dış dünyayı belgeleyen bir araç olduğu yönündeki geleneksel kabulün ötesine geçerek; onun rüyanın parçalı, mantık dışı, zamandan bağımsız ve yoğun imgelerle örülü yapısını yeniden üretmek için elverişli disiplinlerden biri olduğunu ileri sürmektedir. Çalışma kapsamında rüya ve fotoğraf arasındaki bu simbiyotik ilişki; sürrealist dönemden günümüze uzanan tarihsel bir perspektifte, nörobilişsel, psikanalitik ve fenomenolojik kuramlar ışığında irdelenmiştir. Tezin tarihsel çerçevesi, psikanalizin yükselişiyle paralel ilerleyen Sürrealizm akımı ile temellendirilmiştir. Bu dönemde rüyalar, bilinçdışının sansürsüz dışavurumu olarak kabul edilmiş; Maurice Tabard'ın solarizasyon ve üst üste baskı teknikleri ile Grete Stern'in Sueños (Rüyalar) serisindeki fotomontajları, rüyanın "tekinsiz" atmosferini ve sembolik dilini görselleştiren öncü örnekler olarak analiz edilmiştir. Çalışmada, bu tekniklerin yalnızca biçimsel birer deneme olmadığı, aynı zamanda rüya mekaniğinin (yoğunlaştırma ve yer değiştirme) fotoğrafik karşılıkları olduğu vurgulanmıştır. Çağdaş fotoğraf sanatında ise rüya temasının, teknik manipülasyonun ötesine geçerek kavramsal ve anlatısal bir derinlik kazandığı görülmektedir. Ralph Gibson'ın The Somnambulist serisindeki rüya benliği kullanımı ve "uyurgezer" estetiği, Duane Michals'ın Things Are Queer dizisindeki ardışık anlatı yapısı, Bea Nettles'ın Dream Pages kitabındaki çok katmanlı kolaj estetiği, Masao Yamamoto'nun Nakazora projesindeki hatıra/rüya akışkanlığı ve Lieko Shiga'nın Canary serisindeki tekinsiz kurgular; rüyanın döngüselliğini, benlik bölünmesini ve gerçeklik algısının kırılmasını temsil eden örnekler olarak incelenmiştir. Tezin güncel sanat pratiklerine odaklandığı bölümde, Ludovica De Santis'in Onironautica projesi üzerinden "berrak rüya" (lucid dream) kavramı ele alınmıştır. Bu proje, fotoğrafçının rüyayı gören pasif bir özne olmaktan çıkıp, tıpkı berrak rüyada olduğu gibi imgeleri bilinçli şekilde inşa eden bir yaratıcı konumuna geçişini simgelemesi açısından önemlidir. Bu tez kapsamında, fotoğrafın rüya deneyimini temsil eden bir araç olmasının yanında rüya gören zihnin katmanlı yapısıyla fotoğrafın katmanlarının yapısal benzerlikler taşıdığı ileri sürülmektedir. Fotoğraf makinesi ve zihin, gerçekliği kurgulama, parçalama ve yeniden inşa etme noktasında ortak bir zeminde buluşmakta; bu da fotoğrafı "ikinci benlik" arayışında ve bilinçdışının görselleştirilmesinde güçlü bir ontolojik araç haline getirmektedir.