Speaking anxiety, discourse markers and fluency in EFL face-to-face and online settings


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yabancı Diller Eğitimi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: BÜŞRA YURDAGÜL

Danışman: Gülümser Efeoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, yabancı dil olarak İngilizce öğrenen bireylerin yabancı dil konuşma kaygısı (FLSA) ile söylem belirleyici (DM) kullanımı arasındaki ilişkiyi yüz yüze ve çevrimiçi öğrenme ortamlarında incelemektedir. Karma yöntem (mixed-methods) tasarımının kullanıldığı bu araştırmada hem nicel hem de nitel yaklaşımlar bir araya getirilmiş; kaygının, Fung & Carter (2007) çerçevesi doğrultusunda farklı söylem belirleyici türlerinin (interpersonal, referential, structural, cognitive) kullanım sıklığı ve türlerini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Çalışmada, uygun örnekleme ve kartopu yöntemiyle seçilen, eşit sayıda yüz yüze ve çevrimiçi öğrenme ortamlarında bulunan toplam 80 katılımcı yer almıştır. Veri toplama araçları Yabancı Dil Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Dil Durumlarıydı. DM kullanımına ilişkin veriler, kişilerarası, göndergesel, yapısal ve bilişsel belirteçlere odaklanılarak analiz edildi. Nicel veri analizi için SPSS yazılımı kullanılırken, nitel veri analizi için içerik analizi yöntemi uygulandı. Araştırmanın bulguları, yüz yüze ortamlarda yabancı dil konuşma kaygısı (FLSA) ile göndergesel (referential) ve bilişsel (cognitive) söylem belirleyicilerinin kullanımı arasında anlamlı bir negatif korelasyon olduğunu göstermiştir; bu durum, kaygının öğrenicilerin söylem bağlamını koruma ve bilişsel süreçlere dahil olma yetisini engellediğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık, çevrimiçi ortamlarda, öğrenicilerin söylem belirleyici kullanımında genel olarak daha yüksek bir oran sergiledikleri ve bu ortamlarda anlamlı bir ilişki bulunmadığı gözlemlenmiştir. Bu durum, çevrimiçi öğrenmenin sosyal baskıyı azaltması ile açıklanabilir. Bulgular, kaygının pragmatik araçların etkili kullanımını bozduğunu savunan Aşık'ın (2015) çalışmalarıyla örtüşmektedir. Bu araştırma, öğrenme ortamlarının dilbilimsel ve duyuşsal faktörler üzerindeki farklı etkilerini vurgulayarak, kaygıyı azaltıcı stratejiler ve söylem belirleyicilere odaklanan etkinliklerin dil öğretimine entegrasyonunun önemine dikkat çekmektedir. Çalışma, kaygı ve öğrenme ortamlarının pragmatik dil kullanımı üzerindeki etkilerini ortaya koyarak, ikinci dil edinimi alanına önemli katkılar sunmaktadır.