Kentsel yaya mekânında erişilebilirliğin insanın algısal hallerinden görme duyusu kapsamında irdelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE ORAKCI
Danışman: Cemal Cenk Hamamcıoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Toplumun ortak kamusal kullanım alanı olan 'kentsel mekân'; fiziksel açıdan ve tüm bireyler tarafından erişilebilir olan yerdir. Literatüre bakıldığında 'erişilebilir tasarım', 'herkes için tasarım', 'kapsayıcı tasarım', 'kullanıcı odaklı tasarım', 'gerçek yaşam için tasarım', 'ömür boyu için tasarım' gibi kavramlarla karşılaşılmaktadır. Gerçekte bu kavramların öz nesnesi ve konu edilen ise 'insan'dır. İnsanların kent mekânına rahatlıkla erişebilmesi, hareket edebilmesi, dolaşabilmesi ve mekânı bağımsız bir şekilde kullanabilmesi hem temel bir vatandaşlık hakkı hem de sosyal yaşamın gerekliliklerindendir. Dolayısıyla bu gereklilik, insanın farklı fiziksel özelliklerinin ve buna bağlı olarak kentsel mekânda hareket ederken ihtiyaçlarının anlaşılması ve dikkate alınması evrensel tasarım yaklaşımının içselleştirilmesi ile kapsayıcı bir çerçevede sağlanabilir. Aksi takdirde bir taraftan yapılan tanımlarda ve algılarda insanlar 'engelli', 'özürlü', 'dezavantajlı', 'sağlıklı', 'sağlıksız', 'normal' gibi bir takım gruplara, belirli kullanıcılara ayrıştırılmakta, diğer taraftan pek çok bireyin kentleri, kamusal alanları kullanması engellenmekte ve işlevi hareket, toplanma veya iletişim kurma olan kentsel yaya mekânlarının insanları dışlayıcı mekânlara dönüşmesine neden olabilmektedir. Kentsel mekânın en temel kullanıcıları olan yayalar, değişen mesafe ve sürelerde hareket eden pek çok farklı özelliklerde (yaş, bedensel, duyusal, elleri dolu-yük taşıyan, tekerlekli sandalye kullanan vd.) bireylerden yani insanlardan oluşmaktadır. Ancak, günümüzde özellikle kalıcı ya da süreli fiziksel, algısal ya da mental bir takım güçlükler yaşayan bireyleri de kapsayacak içerikte üretilmesi beklenen çözümler mevcut yapılı çevreye eklentiler şeklinde devam etmektedir. Tasarı anlamında sonlanmış projelere ilave edilmesi mecburi yasal zorunluluklar veya uyulması gereken standartlar olarak ele alınan düzenlemeler ise aslında 'engel olan mekânlar' oluşturmaktan öteye gitmemektedir. Bu çalışmanın temel amacı; insanın algısal hallerinden görme duyusunda kalıcı, süreli ya da belirli bir dönemden sonra yaşanabilen güçlük, bozukluk ya da kaybı bulunan yayaların özelliklerini ve ihtiyaçlarını gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak ve yasal boyutla ilişkisini kurarak yaya mekânının düzenlenmesinde yol gösterici olan rehberlerde (yabancı ve yerel) görme duyusu ile ilgili ilkeleri ve standartları araştırmaktır. Buna göre ilk bölümde tezin literatür özeti, amaç ve hipotezi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde; öncelikle erişilebilirlik ve yaya kavramı, kentte yaya olmak ele alınmıştır. Yaya sınıflandırmaları araştırılmış ve ilişkisi kurularak insan halleri kavramı açıklanmıştır. İnsanların farklı özelliklerinin davranışlarına olan etkisi ve görme duyusu özelinde, görme bozukluğu yaşayan bireylerin karşılanması gereken ihtiyaçları belirlenmiş ve kentsel yaya mekânlarının tasarımında ne gibi konulara dikkat edilmesi gerektiği irdelenmiştir. Üçüncü bölümde; bütüncül bir yaklaşım ile tüm bireylerin yaş, dil, beceri gibi sebeplerden dolayı bir takım kısıtlarının olabileceğini kabul eden evrensel tasarım anlayışından söz edilmektedir. Evrensel tasarım; herkese imkan sağlayabilme, bağımsızlık, konfor, güvenlik, sürdürülebilirlik, kültürel uygunluk, cinsiyete uygunluk, kapsama, kaynaştırma ve bütünleşme terimleriyle de ifade edilmektedir. Sonrasında Türkiye'de mevzuat ve yasalar açısından durum değerlendirilmektedir. Ülkemizde de açık ve kapalı tüm kentsel çevrenin, sağlıklı bireylerle birlikte, engelliler/özürlüler, yaşlılar, çocuklar ve hamileler için kolay erişilebilirliği/ulaşılabilirliği sağlaması ve rahatça kullanılabilir mekânlar oluşmasına yönelik düzenlemeler geliştirilme aşamasındadır. Bu bağlamda tezde Dünya'dan güvenilir kurumların standartları ile Türkiye'deki standartlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda tespit edilen; Dünya'da ve Türkiye'de kurumlar için, toplumun her kesiminin kent kullanımına özgürce ve kolayca katılımı ana hedeftir. Toplumda ve fizik mekânda ayrımcılığın oluşmaması için insanın özelliklerinin anlaşılması ve ihtiyaçlarına yönelik tasarım yapılması gerekmektedir. Bu gerekliliği sağlayacak standartlar ve yaptırımlar nettir. Ancak sadece bu standartlara uymak toplumun her kesiminin kenti kullanmasına yardımcı olmamaktadır. Hem bu standartların uygulanması ve uygunluğunun denetlenmesi hem de fizik çevreyi tasarlarken toplumun her kesiminden kullanıcıları temsil eden kurumlar ve fikir paydaşlarının katılımı sağlanmalıdır. Bu çalışma görme bozukluğu yaşayanların ihtiyaçları ve davranış biçimlerini ortaya koyarak ona uygun ilişkiler kurulmasını sağlamak ve mevcut yasal-yönetsel boyutun bu anlamda iyileştirilmesini desteklemektedir. Tez çalışması insanların ayrıştırılmamasına odaklanmıştır. Herkes bir takım kısıtlara sahip doğabilir veya süreç içinde kısıtlanabilir. Çalışma konusu olarak insanın algısal hallerinden görme duyusu seçilmiştir. Dünya'daki ve Türkiye'deki standartların karşılaştırılması ve örnek alanda test edilmesi görme duyusu kapsamında ele alınmıştır.