Sığır perikardından elde edilen ekstraselüler matriksin kardiyak doku mühendisliği uygulamaları için deselülerizasyonu ve karakterizasyonu


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Moleküler Biyoloji Ve Genetik Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞENUR ATAK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Banu Mansuroğlu

Eş Danışman: Yüksel Çetin

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Uygun donör eksikliğine bağlı olarak organ/doku talebinin artması ve immün reddi ya da biyouyumluluk konusundaki sınırlamalar, hasarlı dokunun rejenerasyonu ve yeniden yapılanmasını mümkün kılan biyomimetik, anti-immünojenik ve fonksiyonel 3B organoidlerin geliştirilmesine yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı, kardiyak rejenerasyonu ve yeniden yapılanmayı desteklemek amacıyla, biyouyumlu, anti-immünojenik, dayanıklı ve biyomimetik mikroçevre bileşenleri içeren deselülerize sığır perikardından (dECM) oluşan bir biyomalzeme geliştirmektir. Sığır perikardının deselülerizasyon yöntemi; mekanik, fiziksel ve kimyasal yöntemler kullanılarak optimize edilmiştir. dECM'nin karakterizasyonu için hücresel kalıntıların uzaklaştırılmasını değerlendirmede hematoksilen-eozin boyası, proteoglikanları belirlemede safranin O boyası, kolajen için fast green boyası ve glikozaminoglikanlar için alcian blue boyaları kullanılmıştır. dECM, morfolojik olarak SEM görüntüleme ile, biyokimyasal olarak ise DNA, RNA ve GAG analizleriyle değerlendirilmiştir. Perikard yapısından immünojenik hücresel bileşenlerin uzaklaştırılması hedeflenirken, mekanik destek, yapısal bütünlük, esneklik ve hidrasyon sağlayan biyomimetik bileşenlerin korunması amaçlanmıştır. Elde edilen bulgular, deselülerize sığır perikardının kardiyak doku mühendisliği için umut verici bir iskele materyali olma potansiyelini ortaya koymaktadır. dECM'nin yapısal ve moleküler karakterizasyonu, doğal ekstrasellüler matriksi taklit etme yeteneğini ve miyokardiyal doku onarımı için uygun bir rejeneratif uygulama adayı haline getirmektedir. Ayrıca bu karakterizasyon süreci, dECM bazlı biyomürekkeplerin geliştirilmesi için değerli bir kaynak sunmaktadır.