Üç Tarz-ı Modernleşme: Islahat Fermanı Sonrası Ortaya Çıkan Modernleşme Temâyülleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimleri ve Uluslararası ilişkiler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Salih Karaduman

Danışman: Mehmet Akif Okur

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışmasında, Islahat Fermanı sonrası ortaya çıkan ve aralarında bürokrat, alim ve aydınların bulunduğu isimler tarafından temsil edildiği savunulacak olan üç farklı modernleşme temayülü tespit ve konu edinilmiştir. XIX. Yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren ortaya çıkan modernleşme sürecinin başlangıcı Tanzimat Fermanı olsa da, Islahat Fermanı'nın şekillendirici rolü bu çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır. Bu sürecin tetiklemesiyle, isimlendirmeleri tarafımızca yapılan, "zarurî modernleşme", "sentezci modernleşme" ve "sivil-gelenekselci modernleşme" olmak üzere üç farklı modernleşme temayülü ortaya çıkmıştır. Özellikle Islahat Fermanı'ndan itibaren, Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'nden talep ettiği reformlarla ilgili baskıları artmış, Osmanlı bürokrasisi hem askerî krizler hem de ekonomik problemleri çözmeye çalışırken birtakım zaruretleri göz önünde bulundurarak hareket etmişlerdir. Âli ve Fuat Paşaların öncülük ettiği Islahat Fermanı sonrası Osmanlı bürokrasisinin, zaruretler çerçevesinde gerçekleşmesine ön ayak olduğu dönüşüm sürecinin bir süre sonra istenen başarıyı elde edememesi ve siyasî, sosyal ve ekonomik sorunların artması üzerine, Ahmet Cevdet Paşa'nın temsil ettiği savunulacak olan "sentezci modernleşme" temayülü ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım, Mecelle örneğinde görüleceği üzere dönüşüm sürecinin meşruiyeti konusunda daha dikkatli ve oluşmaya başlayan kamuoyunun beklentileriyle daha uyumlu bir modernleşme arayışı iddiasında olmuştur. Oluşmaya başlayan kamuoyu ve aydın profili, "sivil-gelenekselci" bir modernleşme temayülünün doğmasıyla sonuçlanmıştır. Başta Namık Kemal olmak üzere bu isimler, klasik dönem olarak bilinen devirlerin, İslamî ilkelerle çelişmeyen bir yenileşmeye evrilmesi ve kamuoyunun da bu sürece katılımının sağlanması gerektiğini savunmuşlardır. Çalışmamızda yapmaya gayret ettiğimiz bu yeni modernleşme sınıflandırmasının, modernleşme literatüründe yeterince fark edilemediğini düşündüğümüz modernleşme farklılıklarına dikkat çekmesi bakımından fayda sağlaması hedeflenmektedir.