İnsülin Direncinin Erken Tanısında Non-İnvazif ve İnvazif Biyobelirteçler: Adiponektin ve İrisin


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Hatice Bayındır

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Sevil YÜCEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Obezite ve diyabet, yaşadığımız çağda tüm toplumları yaş gözetmeksizin etkileyen ve neredeyse epidemi boyutuna ulaşmış son derece ciddi bir sağlık sorunudur.2013 yılında Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tarafından yayınlanan "Altıncı Diyabet Atlası" na göre dünya nüfusunun %8,3'ünde diyabet, %6,9'unda BGT (Bozulmuş Glukoz Toleransı) mevcuttur. Bu atlastaki 2035 yılı tahminlerine göre Türkiye, diyabetli nüfus itibarı ile diyabetin dünyada en yüksek olacağı ilk 10 ülke arasına girecektir. Obezite ise, 2013 yılında, dünya nüfusunun %30'una tekabül eden bir sayıya yaklaşık 2,1 milyar kişiye yükselmiştir. Küresel olarak aşırı kilo ve obezite 1980-2013 yılları arasında 18 yaş altındaki bireyler arasında %50'ye yakın oranda artış göstermiştir. Çocukluk çağı obezitesindeki yıllık artış giderek artmaktadır. Obezite ve tip 2 diyabet birarada bulunabilen ciddi hastalıklardır. Bu hastalıklarda anahtar rolü insülin direnci üstlenmektedir. İnsülin direnci ilerlediğinde tip 2 diyabet ve metabolik sendroma neden olmaktadır. İnsülin direnci sıklıkla tip 2 diyabet gelişiminde birincil hücresel defekt olarak kabul edilmektedir. İnsülin direnci gelişimi, bariz bir hastalık olarak ortaya çıkmadan önce başlamasına rağmen, rutin klinik uygulamada hassas şekilde değerlendirilmesi zor olmuştur. Altın standart olarak kabul edilen hiperinsülinemik öglisemik klamp testinin rutin pratikte uygulaması zor ve hipoglisemi tehlikesi taşıyan yapısı, farklı test metotlarını araştırma gereksinimi doğurmuştur. Buna alternatif HOMA-IR testi ise insülin direncinin erken evrelerini tespit edememekte ve insülin direncinin neden olduğu metabolik değişimleri tam olarak yansıtamamaktadır. Bu nedenle adipoz dokudan salgılanan adipokinler ve kas dokudan salgılanan myokinler insülin direncinin erken tanısı için potansiyel bir biyobelirteç olarak öne çıkmışlardır. Bu tez çalışmasında, insülin direncinin erken tanısı için adipokinlerden adiponektinin dolaşımdaki ve tükürükteki; myokinlerden ise irisinin dolaşımdaki seviyeleri ölçülmüş bu değerlerin insülin direnci ile ilişkisi incelenmiştir. Kana kıyasla stressiz ve non-invazif bir yöntem olan tükürük numunesinde adiponektin seviyesine bakılarak insülin direnci ile ilişkisi araştırıldı ve kan almanın zor olduğu hasta populasyonunda kullanımı amaçlandı. Sonuç olarak, serum adiponektin ve tükürük adiponektin düzeyleri ile; HOMA-IR, BKİ, Bel çevresi ve insülin düzeyleri arasında ters korelasyon saptandı. Serum adiponektin ve tükürük adiponektin seviyeleri arasında pozitif korelasyon saptandı. Serum ve tükürükte adiponektin seviyesi arttıkça insülin direncinin azaldığı tespit edilmiştir. Serum irisin düzeyi ile; HOMA-IR, BKİ, Bel çevresi ve insülin düzeyleri arasında ters korelasyon saptandı. Dolaşımdaki irisin düzeyi arttıkça insülin direncinin azaldığı tespit edildi.