Piyasa Kuramı Üzerinden Türkiye'de Konut Üretiminin Ele Alınması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Berkay Oskay

Danışman: Candan Çıtak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Serbest piyasa ekonomisi, piyasaların kendi kurallarına göre işleyeceği varsayımıyla her türlü ürün ve hizmetin özgürce üretildiği ve alınıp satıldığı bir örgütlenme biçimini ifade eder. Sistemin işlerlik kazanması, tüm üretim unsurlarının (emek, toprak ve para) satın alınabilirliğine bağlıdır. Ondokuzuncu yüzyılda görülen küreselleşme dalgasından etkilenen Osmanlı devleti dışa açılarak küresel ölçekteki iktisadi süreçlere katılmıştır. Cumhuriyet'in devraldığı tarım ağırlıklı ekonomik yapılanma, yirminci yüzyılda da devam etmiş, sanayi üretimi ancak 1930'lardan itibaren varlık göstermeye başlamıştır. 1930'larda, sanayileşmeye devlet işletmeleri önderlik ederken, İkinci Dünya Savaşı sonrası sanayi denetimi özel sektörün eline geçmiş, 1980 sonrasında ise küreselleşmeden yararlanan yeni sanayiciler ve yeni bir orta sınıfı ortaya çıkararak Anadolu'daki yeni sanayi merkezlerine yayılmıştır. Ticari tarımdan elde edilen birikimi devlet inisiyatifiyle sanayi yatırımına aktarmayı amaçlayan yeni Cumhuriyet'in konut talebinde roller, orta ve büyük ölçekli Anadolu kentlerindeki bürokrat, memur ve sanayi kuruluşlarında çalışan kesimin eline geçerken modernleşme hareketinin konut üretimindeki karşılığı devlet öncülüğünde gerçekleşen lojman konut ve kooperatif olmuştur. Ancak, erken endüstrileşen ülkelerde görülen örneklerinin aksine, üretim faaliyetleri sanayici kapitalistler aracılığıyla değil devlet tarafından gerçekleştirilmiştir. 1950'lerden sonra, daha önce alışılmadık boyutlara ulaşan yeni konut talebi, piyasaların oluşumu ve kendi kuralları içinde işleyişine dayalı bir basınç oluşturmuştur. Piyasa kaynaklı zorlamalar sonucu 1954'te Tapu Kanunu'nda yapılan değişikliklerle başlayan süreç 1965'te yürürlüğe konulan "Kat Mülkiyeti Kanunu" ile devam etmiştir. Böylece, küçük arsa sahibi, küçük müteahhit ve küçük birikim sahibi konut alıcısı orta sınıfların güçlerini birleştirdiği bir piyasa sistemi yaratılarak yapsatçı model hayata geçirilmiştir. Bu üretim şekli, düzenlenmemiş ya da devletin pasif bir konum alarak düzenlediği bir piyasa ekonomisi içerisinde, diğer konut üretim biçimleri ile birbirini ikame eden ve yapı malzemeleri piyasalarıyla birlikte kendi kurallarına göre işleyen bir piyasa düzeni yaratmış ve önceki biçimleriyle toplu konut üretiminin ortaya çıkmasına gerek bırakmamıştır. 1980'lerden sonra etki alanını genişleten yeni ekonomiyle birlikte konut sektörü yeni birikim rejiminin gözde alanı haline gelmiştir. Piyasa ekonomisi içinde sınırsız özgürlük alanına ulaşan kesimlerin mülksüzleştirmeye dayalı yapılanma biçimini sürdürmesinde devletin oynadığı rol de hayati önem kazanmıştır. Bir dizi yasal faaliyetlerle kurulan neoliberal sistem, konut üretiminde devletin tamamen geri çekildiği ya da yalnızca regülatör olarak varlık göstermesini sağlamıştır. Kredi mekanizmalarının gelişmesi ve doğrudan yabancı yatırımların önünün açılmasıyla sermaye birikiminin yoğunlaşması kentsel alanları ve konut piyasalarını doğrudan etkilemiştir. Bu çalışmada, piyasa ekonomisine geçiş süreci konut üretim biçimleri üzerinden incelenmektedir.