III. Osman ve III. Mustafa dönemi İstanbul'da imar faaliyetleri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MİMARLIK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MİSKİNE AKAR
Danışman: Nur Urfalıoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:18. yüzyıl, geleneksel Osmanlı tarih yazımında çoğunlukla ekonomik ve siyasî parametreler üzerinden kalıplaşmış biçimde ele alınsa da, son dönem araştırmalar farklı yaklaşımlar sunarak bu dönemin mimarlık tarihi açısından özgünlüğüne işaret etmektedir. Bu çalışma, özellikle 1754–1774 yılları arasındaki III. Osman ve III. Mustafa dönemlerinde, saray çevresinden gelen bânilerin (padişah, sadrazam ve hanım sultanlar) İstanbul'daki imar faaliyetleri üzerinden Osmanlı Mimarisinin klasik dönemden Batı etkilerine geçiş sürecini kapsamlı biçimde analiz etmektedir. Bu bağlamda, tez beş bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde literatür özeti, amaç, kapsam ve yöntem açıklanmış; ikinci bölümde Osmanlı mimarlığının başlangıcından 18. yüzyıla kadar olan gelişimi ve imar sisteminin temel kurumları (Vakıf Sistemi, Ehl-i Hıref Teşkilatı, Hassa Mimarlar Ocağı) tarihsel arka plan olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde, III. Osman ve III. Mustafa dönemlerine ait yapıların katalog çalışmaları hazırlanmış; dördüncü bölümde ise bu yapıların karşılaştırmalı değerlendirmeleri ve dönem bânilerinin mimarlık tarihine katkıları tartışılmıştır. Son bölümde, elde edilen bulgular ışığında sonuç ve öneriler sunulmuştur. Araştırma bulguları, 18. yüzyıl Osmanlı Mimarisinde Batı kökenli Barok ve Rokoko üsluplarının, geleneksel mimari kalıplarla harmanlanarak benimsendiğini; bu sentezin yapı tipleri, süsleme detayları ve cephe düzenlemeleri düzeyinde somut etkiler yarattığını göstermektedir. Saraylı bânilerin desteğiyle gerçekleştirilen imar faaliyetleri, yalnızca mimari estetiğin yenilenmesinde değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel işlevlerin yeniden yorumlanmasında da kritik rol oynamıştır. Bu yapılar, işlevlerinin ötesinde ideolojik ve prestij unsurlarını da barındırarak, bânilik kurumunun toplumsal dayanışmayı ve devletin meşruiyetini pekiştirmedeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu dönemlerdeki yapılar hem fonksiyonel ihtiyaçlara yanıt vermiş hem de kent dokusunda yeni bir estetik anlayışın yerleşmesine katkı sağlamıştır. Tezde elde edilen veriler, III. Osman döneminde kısa süreli ancak yoğun imar faaliyetlerinin klasik plan ve düzenlemelerden sapmadan devam ettiğini; bununla birlikte, Nuruosmaniye Camii gibi büyük ölçekli yapılarda da Batı etkilerine dair izlerin bu dönemde ortaya çıkmaya başladığını göstermektedir. III. Mustafa döneminde ise, imar faaliyetlerinin hem sayıca hem de çeşitlilik bakımından artış gösterdiği, yapıların fonksiyonel ve estetik yönlerinin Batı üslubuyla daha belirgin biçimde sentezlendiği ve yeni yapı türlerinin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca, 1766 depremi sonrası gerçekleştirilen onarım ve yeniden inşa çalışmaları ve mimari üretimin sürekliliğini sağlarken Batı etkilerinin pekişmesine ve kent dokusunun modernleşmesine katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak bu tez, 18. yüzyıl Osmanlı Mimarisini, saraylı bânilerin İstanbul'daki imar faaliyetleri aracılığıyla şekillenen, klasik dönemden Batı etkilerine geçişin belirginleştiği, geleneksel değerlerin Avrupa üsluplarıyla sentezlendiği ve bu sentezin dönemin mimari, toplumsal ve kültürel dönüşümlerini yansıttığı çok katmanlı bir süreç olarak incelemektedir.