Küçükçekmece Gölü çevresı̇ arkeolojı̇k sı̇t alanlarının dönüşüm ve koruma açısından ı̇rdelenmesı̇: Avcılar Bathonea Antı̇k Kentı̇ örneği
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YELİZ YURDABAK
Danışman: Elif Örnek
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Arkeolojik sit alanları binlerce yıllık insanlık tarihine ışık tutmaları, dünya tarihine mal olmuş uygarlıklardan izler taşımaları açısından önem arz eden alanlardır. İstanbul'daki sit alanları dağılımı arasında en yüksek payı alan alanlar arkeolojik sit alanları olup, bunlar arasında en büyüğü 1991 yılında sit alanı ilan edilen ve neolitik dönem izlerini taşıması açısından büyük öneme sahip olan Yarımburgaz Mağarası'nın da içinde bulunduğu Küçükçekmece Gölü ve çevresidir. Küçükçekmece Göl Çevresi Arkeolojik Sit Alanları, ilk insan topluluklarından günümüze kadar kesintisiz insanlık yaşamının izlerini göstermekte, göl kıyısındaki doğal ve arkeolojik zenginlikler ile bölgeye doğal siluet oluşturmakta ve çok özel bir coğrafya sunmaktadır. Bölgenin sahip olduğu arkeolojik değerler göz önünde bulundurulduğunda; kültürel ve çevresel değerleri ortaya çıkarması amacıyla Küçükçekmece Gölü çevresinde yer alan, özellikle Avcılar ilçesi sınırlarında devam eden Bathonea kazı çalışmalarının sürdürüldüğü arkeolojik sit alanları, İstanbul'un ilk ören yeri potansiyeline sahip bölgesi konumundadır. İnsanlıkla beraber en aktif gelişmelere tanık olan kentler, tarihsel süreç ile birlikte gelişmelerini sürdürmeye devam eden yaşayan mekanizmalardır. Kentlerin yaşayan mekanizmalar olması gelişimin devam ettiğini işaret etmektedir. Kentlerin değişim ve gelişim sürecinde sit alanları da modern kent dokusunun içerisinde varlığını sürdüren parçalar olarak sürekli bir dönüşümün odağı konumunda yer alırlar. Kimi zaman da bu gelişmelerden olumsuz etkilenerek niteliklerini yitirme sürecine girerler. Tüm sit alanları gibi arkeolojik sit alanları da kentlerin geçmişinden ve dolayısıyla toplumların kimliklerinden izler taşımakta ve kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedirler. Bu sebeple gelişimle beraber etrafında şekillenen yeni yapılaşmaların görünür hale gelmiş ya da varlığı bilinmekle birlikte henüz açığa çıkarılmamış izlere saygılı olması gerekir. Küçükçekmece Gölü'ne paralel olarak kuzeye doğru uzanan ve İstanbul'un en büyük arkeolojik sit alanı olma özelliğini gösteren 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının tamamı Rezerv Yapı Alanı kapsamında yer almaktadır ki; bu alanda İstanbul'un en eski yerleşimlerinden biri olan Yarımburgaz Mağarası ve Avcılar ilçe sınırlarında kazı çalışmaları devam eden arkeolojik sit alanları (Bathonea kazı alanı) da yer almaktadır. Sosyal, ekonomik ve demografik açıdan dünyanın sayılı metropolleri arasında yer alan İstanbul'da son 10 yılda, kente etkileri açısından "mega" diye nitelendirilen projeler gündeme gelmiş bunlardan bir kısmı halen plan aşamasında bulunurken bir kısmı ise uygulamaya geçmiştir. 2012 yılında afet riski altındaki yapıların tasfiyesi ve yeni yerleşim alanı olarak kullanılması amacıyla "Yerleşim Alanı" olarak belirlenen alan, üçüncü havalimanı, üçüncü köprü inşaatı ve Kanal İstanbul projeleri kapsamında "Rezerv Yapı Alanı" olarak güncellenmiştir. 2018 yılında ise 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının arasında kalan bölgede uygulama imar planı onaylanarak bölge yerleşime açılmıştır. Bu çalışmanın amacı; çalışma alanını etkileyecek projelerin, Rezerv Yapı Alanı kararının ve onaylanan uygulama imar planı kararının Küçükçekmece Gölü çevresinde bulunan ve Avcılar ilçe sınırları içinde kalan arkeolojik sit alanları ve doğal sit alanları üzerinde oluşturacağı tehditleri ortaya çıkarmak, inceleme alanının tarihsel önemini zedeleyecek ve fiziksel açıdan tahribine sebep olacak unsurların engellenmesini sağlayacak öneriler sunmaktır. Bu bağlamda; kültürel miras olarak arkeolojik sit alanı kavramı irdelenmiş ve arkeolojik mirasın korunması çerçevesinde dünyada ve Türkiye'de yaşanan süreç; kanun, tüzük ve anlaşmalar kapsamında incelenmiştir. Seçilen alana ilişkin kurul kararları incelenmiş, söz konusu projeler ve tarihi çevre kavramıyla ilgili çeşitli sempozyum, panel ve etkinliklere katılım sağlanarak, konunun farklı meslek gruplarından uzmanlarıyla görüşülmüş ve bunun sonucunda tarihi dokuda zıtlıklar yaratan ve alanın tarihi karakterini zedeleyen faktörler tespit edilerek koruma ve planlama süreçlerinin birlikte işlemesini sağlamak amacıyla neler yapılabileceği tartışmaya açılmıştır. Arkeolojik sit alanlarında koruma planlama yaklaşımları kapsamında arkeolojik sit alanları üzerinde oluşan tehditler incelenerek bu alanlarda koruma yöntemlerinden arkeopark kavramı irdelenmiştir. Dünya'dan ve Türkiye'den arkeopark örnekleri incelenerek çalışma alanı için öneriler getirilmiştir.