Kahverengi alanlardaki yapıların kirlenmişlik vebozulmuşluk bağlamında yenilenmesine yönelikçevresel risk tabanlı yaklaşım önerisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MİMARLIK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HANDE APAK

Danışman: Gökçe Tuna Taygun

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kahverengi alanlar, üzerinde yapısal varlıklar barındırabilen terk edilmeye ve endüstri üretim etkinliklerine bağlı olarak çevresel ve yapısal bozulmaların algılandığı, var olan ya da olası kirlenmelerin olduğu alanlardır. Barındırdığı farklı ölçeklerde iç içe geçmiş, bozulmuş çevreler ve potansiyeller (ekolojik, ekonomik vb.) çerçevesinde yenilenmeleri durumunda bulundukları yere değer (ekolojik, mekânsal, kültürel vb.) üretebilen bu alanlar, atıl kalmaları durumunda, gerçekleşmiş endüstri üretim etkinliklerine, terk edilmişliklerine ve yapım yılına bağlı olarak yönetmeliklere ve yapıda kullanılan yapı ürünlerinin içeriklerinin güncel koşullara uygunsuzlukları gibi sebeplerle olumsuz etkilerinin devam etmesi söz konusudur. Bu etki özellikle üretim etkinliklerinin yoğun olduğu yapıların kapladığı alanlarda çoğalmaktadır. Kahverengi alanlardaki yapıların, endüstri üretim etkinliklerine bağlı oluşan yıpranmaları, terk edilmişliklerine, bakım onarım eksikliklerine bağlı bozulmaları gibi sebeplerle kirlilikten etkilenim riski daha fazla olabilir. Bu bağlamda endüstri üretim sürecinde çevresel kirlenmeye kaynak ya da iletim yolu olma durumunda olan yapı, bu alanların tekrar kullanımında ve yaşam sürecinde alıcı konumuna geçebilmektedir. Alandaki yapıların kirlenmişlik/ bozulmuşluk bağlamında farklılaşan bu durumu yenilenmelerinde ilişkili çevre sistemi ile bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gereksinimine yol açmaktadır. Bu bağlamda ekolojik hassasiyet barındıran bu alanların atıl durumda kalması, yapı ve çevresi ile bütüncül şekilde ilişki gözetilmeden eksik ya da tek yönlü (yapı iyileştirilmesi, restorasyonu vb. ya da çevre sistemler ıslahı, temizlenmesi vb.) ele alınması, yapı ve ilişkili çevre sistemlerde kalan kirleticilere bağlı olarak çevreye vereceği zararla çevre sorunlarının, kullanılması durumunda kullanıcı sağlığına vereceği zararla sağlık sorunlarının ve yapıya vereceği zararla yapısal sorunların devam edeceği söylenebilir. Oluşabilecek bu sorunların en düşük düzeye indirilebilmesi ya da önlenebilmesi için öncelikle, var olan bozulmaların ve kirliliğin kaynak, iletim yolu ve alıcı ilişkisine bağlı olarak doğru tanımlanması ve kurulacak ilişkiye bağlı ortaya çıkan olumsuzluğun ve risk düzeylerinin çerçevesinde iyileştirme/yenileme kararlarının alan bazında ortak alınması ve izlenmesi şeklinde biçimlenmesi gerekmektedir. Bilimsel ve uygulama alanında yapılan farklı çalışmalarda karar adımlarının oluşmasına katkı sağlayacak yaklaşım ve yöntemler olmasına karşın, ele alınan amaç doğrultusunda kullanılabilecek sistematik bir yaklaşımın eksik olduğu görülmektedir. Çalışmanın amacı, kahverengi alanlardaki yapıların yenilenmesinde kirlenmişlik ve bozulmuşluk duruma bağlı risklerin oluşturabileceği çevre, yapı ve kullanıcı üzerindeki olumsuz etkilenmelerin azaltılması ya da önlenmesine yönelik bütüncül bir ara kesitte sistematik olarak ele alan disiplinler arası çalışma ile doğru eylem seçenekleri oluşturulabilmesine, alanın yaşam sürecinde sağlıklı gelişimine ve iyileşmesine katkı sağlayacak risk tabanlı bir yaklaşım oluşturmaktır. Yaklaşım öncelikle kirlenmişlik ve bozulmuşluk bağlamında yapı ve ilişkili çevresinde kapsamlı bir ön araştırma yapılması, bu çerçevede oluşturulan çalışma gruplarının veri toplamasıyla kaynak/iletim yolu ve alıcı ilişkisini kurup riski tanımlaması, alıcı olabilen çevre/yapı/kullanıcı çerçevesinde etkilenimi ve nitelendirilmesi ile risk değerlendirmesi yapılması, alan bazında ortak kararların alınması ile yapıda iyileştirmeye/yenilemeye yönelik eylem seçeneklerinin uygulanması/denetlenmesi ve oluşabilecek yeni risklerin tanımlanması ve gelişim/iyileşmenin izlemi için kalıcı grubun oluşturulmasıyla riskin yönetilmesi, risk iletişimi kapsamında alanın yaşam sürecinde diğer disiplinlerle gelişim ve iyileşmenin değerlendirilmesi, ilgili kişilere/kurumlara bilgilerin aktarımı adımlarından oluşturulmuştur. Belirtilen yaklaşımın uzman görüşleri yöntemi ile veriyi oluşturan bilgiler kapsamında literatür analizine bağlı belirlenen sorunun, verilerin işlenmesi kapsamında belirlenen sorunun çözümüne ilişkin çevresel risk tabanlı yöntem önerisinin, çıktı ürünün kapsamında yönteminin uygulanmasına yönelik yöntemin adımlarının Delfi Tekniği (Delphi Technique) kullanılarak değerlendirilmesi/sınanması çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda uzmanların görüş ve önerileri çerçevesinde; endüstri yapılarının işlevinden dolayı kirletici kaynağı olabilmesi, yapı ve ilişkili çevre sistemde kirlenme ve bozulmaların yenilemede kullanılacak yöntemlerin belirlenmesi ve farklı disiplinlerin ortak karar değerlendirmeleri alanın sağlıklı bir şekilde (yapının koruma-kullanımı, insan sağlığı ve çevre korunumu) yenilenmesi açısından, kirlenmişlik ve bozulmuşluk kapsamında çevresel risk tabanlı yaklaşımın uygulanmasının gerekliliği ve önemi tez kapsamında oluşturulan yaklaşım ile örtüşme gösterdiği çıkarımında bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kahverengi alanlar, terk edilmiş endüstri yapıları, yapılarda kirlenme ve bozulmalar, çevresel risk süreci