MİMARLIKTA BULANIKLAŞAN FİZİKSEL SINIRLAR: 2000 SONRASI YAPI ÖRNEKLERİ ÜZERİNDEN BİR İNCELEME
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Aslı Yücel
Danışman: Hande Düzgün Bekdaş
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sınır üzerine düşünmek, mimarlık üzerine düşünmektir, çünkü mimari mekan sınırlarıyla var olur. Sınır; iç ile dış, kamusal ile özel, açık ile kapalı gibi birtakım zıtlıkların birbirine dokunduğu alandır. Fiziksel, sosyal, kültürel, algısal türleriyle çok yönlü bir kavram olup tanımlayan, ayıran, birleştiren bir eleman olarak mimarlık disiplininde makro ölçekten mikro ölçeğe etkin rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında ana amaç sınırların mimari tasarıma etkilerine odaklanan yeni çalışmalara altlık olacak bir ön çalışma hazırlamaktır. Mimarlığın ve mekan kavramına bakışın hızla değiştiği günümüz dünyasında sınır kavramının da sürekli bir değişim içinde olması kaçınılmazdır. Bu değişim sonucu sınırların kimi zaman keskinleştirildiği, kimi zaman ise 'bulanıklaştırıldığı' ve zıtlıklar arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir eşik, bir arayüz olarak kullanıldığı çağdaş tasarımlar üretilmektedir. Sınırları bulanık mekan, tek bir deneyimi dikte etmeden, farklılaşmalara ve zengin etkileşimlere olanak tanır. Sınır kavramının yalnızca engelleri, bulanıklaşma kavramının da netliğini yitirme ve karmaşayı çağrıştıran olumsuz anlamlarına odaklanmak yerine bu iki kavramın da gelişmeye açık, farklı olasılıkların peşine düşen ve arada durumları meydana getiren yanlarını araştırmak önemli ve potansiyelli bulunmuştur. Bu doğrultuda sınır ve sınırlarda bulanıklaşma literatür çalışması ile ele alınmış, elde edilenler üzerinden mimarlıkta sınır oluşturan dört ana öge "biçim, hareket, yapı elemanları ve katmanlaşma" şeklinde tanımlanmıştır. Geniş bir kavram olan sınırların fiziksel yönüne odaklanarak 2000 sonrasında yapılmış çeşitli çağdaş yapı örneklerinde bu fiziksel sınırlar içerik analizi ile incelenmiştir. Analizler değerlendirildiğinde, tasarımın bağlamına, oluşturulması amaçlanan mekansal atmosfere uygun durumlarda sınırları bulanıklaştırmanın potansiyelli mekanlar ve mekansal deneyimler sunabileceği düşünülmüştür. Sınır bulanıklaşmaya başladığında 'siyah' ya da 'beyaz'ın yerini 'gri', 'o' ya da 'bu'nun yerini 'hem o hem bu' alacak; artan çarpışmalar daha fazla etkileşimi, olasılığı ve sınır-sız deneyimi beraberinde getirebilecektir. Bu çalışmada fiziksel sınırlarda bulanıklaşmaya odaklanılmış olup gelecekte sınırlara farklı yönlerden yaklaşan ve mekan-sınır-insan ilişkisini sorgulayan yeni çalışmaların üretilebileceği düşünülmektedir.