Ara Güler Poetikası ve Şiirleştirme Deneyimi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞÜHEDA BİLGE ÇAM
Danışman: Burcu Böcekler
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, Ara Güler'i "sanatçı mı, yoksa gazeteci mi?" şeklindeki klasik ikileme hapsetmekten kaçınarak onun üretim pratiğinin derinlikli bir sanatsal ve kültürel vizyonla şekillendiğini; eserlerinin ise insanın hakikatini anlatan ve onu muhafaza eden bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlar. Araştırma kapsamında, Güler'in belgesel fotoğrafın getirisi olarak ne salt realizme ne de gerçeği çarpıtan bir romantizme başvurmadığı tespit edilmiş; onun hakikate sadakati ile eserlerindeki insan özüne dair lirik ve romantik derinliğin birleşiminin realizme yeni, özgün bir bakış açısı kazandırdığı ortaya konmuştur. Yapılan analizler, fotoğraf ve metinlerin aynı imgesel kaynaktan beslendiğini gözler önüne sermektedir. Buradan hareketle, her iki yaratım alanının da insanın ve gerçekliğin özünü merkeze aldığı ve Güler'in yeryüzünde "şairane mukim" olma güdüsüyle şekillendiği savunulmaktadır. Söz konusu şairane ikamet etme arzusu, yalnızca onun bireysel tercihlerinin bir sonucu değil; aynı zamanda doğup büyüdüğü ülkenin, şehrin, toplumsal yapının ve dönemin entelektüel çevrelerinin etkisiyle de biçimlenmiştir. Bu çok katmanlı durum, tez içerisinde Güler'in İstanbul'a duyduğu derin aidiyet ve oluşturduğu kişisel panteonu bağlamında değerlendirilmektedir. Ara Güler kendisini bir foto muhabiri olarak tanımlasa da yaşayış ve dünyayı duyumsayış biçimi, fotoğraflarının ve diğer eserlerinin özgün bir üsluba sahip olmasını sağlamış ve bu üslup onun sanatında bir imza hâline gelmiştir. Çalışma süresince Güler'e ait foto denemeler, öyküler, belgeseller ve kitaplar; fotometin (phototext) ile foto şiir (photopoem) kuramları çerçevesinde çözümlenmiş; fotoğraf ile metin arasındaki diyaloğun estetik kurgudan öte, gerçeğin özüne dair felsefi bir arayış barındırdığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde Ara Güler ile Hölderlin arasında kurulan bağ wanderer ve flâneur kavramları üzerinden analiz edilmiş; Heidegger'in Hölderlin 'den devşirdiği "şairane mukim olma" düşüncesi tartışmaya açılmış; Güler'in vizörünün ve kaleminin, hakikati odağa alarak dünyayı yurt edinme çabasının en temel araçları olduğu kanıtlanmıştır.