UNDERSTANDING THE LIVED EXPERIENCES OF DISPLACEES FROM SULUKULE: A DOCUMENTARY-BASED ANALYSIS


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ISABELA DOS SANTOS SILVA

Danışman: Tolga İslam

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İstanbul küresel bir şehir olarak kutlansa da, birçok sakinin yerinden edilme, marjinalleşme ve kayıp deneyimlediği bir mekân olmaya devam etmektedir. Bu çalışma, dünyanın en eski Roman yerleşimlerinden biri olan Sulukule'de 2000'li yılların ilk on yılında yıkılarak Osmanlı tarzı mimariyle yeniden inşa edilen kentsel dönüşüm sürecinin sonrasına odaklanmaktadır. Bu dönüşüm, uzun süre soylulaştırma (gentrification) başlığı altında kapsamlı biçimde incelenmiş olsa da, varlıklı bir yeni nüfusun bölgeye yerleşmemesi, son dönemde araştırmacıların bu kavramın bu bağlamdaki geçerliliğini sorgulamalarına yol açmıştır. Dolaylı yerinden edilme kavramı ise Türkiye'de ancak yakın zamanda, kentsel analizleri yalnızca soylulaştırma çerçevesinin ötesine taşımak amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışma, Sulukule'de kentsel mekânın toplumsal dönüşümünü incelemek için ikincil görsel-işitsel veri analizini temel yöntem olarak kullanarak mevcut literatüre katkı sunmaktadır. Çalışma, eski sakinlerin (n=58) kişisel ve kolektif hafızalara, görsel temsillere ve kayıp ile dönüşümün sembolik ifadelerine erişim sağladığı on bir belgesel filmden oluşan bir veri setine dayanmaktadır. Fenomenolojik bir yaklaşıma dayanan bu nitel çalışma, görsel-işitsel tanıklıklara Ralf Bohnsack'ın Belgesel Yöntemi'ni uygulayarak, yerinden edilenlerin yaşadıkları kentsel dönüşümleri nasıl algıladıklarını ve dolaylı yerinden edilmenin, kentsel gelişimi şekillendiren toplumsal adaletsizliklerin altında yatan sosyal yapıları ne ölçüde açığa çıkardığını incelemektedir. Analiz sonucunda, dolaylı yerinden edilmenin deneyimlenme biçimlerini ortaya koyan birbiriyle ilişkili iki temel tema belirlenmiştir: aidiyet kaybı ve artan marjinalleşme. Bu bulgular, Sulukule'de yerinden edilmenin yalnızca maddi bir süreç olarak değil, kültürel sürekliliği, toplumsal tanınmayı ve mekânsal özneyi aşındıran, aynı zamanda dayanıklılık ve direniş biçimlerini de ortaya çıkaran süreğen bir durum olarak işlediğini göstermektedir. Sulukule örneği ayrıca, devlet öncülüğünde gerçekleşen yerinden etmenin vaat ettiği varlıklı nüfusu çekemediği bir başarısız soylulaştırma sürecine işaret etmekte; bu da benzer bağlamlarda kentsel dönüşümü anlamak için dolaylı yerinden edilmenin soylulaştırmaya kıyasla daha analitik olarak isabetli bir çerçeve sunduğunu göstermektedir. Ampirik katkılarının ötesinde, bu çalışma yerinden edilme araştırmaları için mevcut yöntemsel araçları genişletmekte ve yerinden edilen toplulukları kendi kentsel geleceklerini şekillendirme kapasitesine sahip hak öznesi aktörler olarak tanıyan kentsel politikaları savunmaktadır.