Mimari Oluşsallığa Dair Kuramsal Bir Yaklaşım Olarak Mutasyonel İz
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MİMARLIK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLSÜM KARAÇETİN SARIKAYA
Danışman: Senem Kaymaz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tez çalışmasında mimarlığın ontolojik statüsü düşünmeye açılmakta ve mimarlık kendi içkin fark süreçleri üzerinden işleyen oluşsal bir alan olarak ele alınmaktadır. Tezin temellendiği bağlam, Gilles Deleuze ve Felix Guattari'nin oluş felsefi yaklaşımlarına dayanmakta; virtüel–edimsel, oluş, fark, katlama ve içkinlik düzlemi kavramlarıyla ilişkilendirilerek oluşturulmaktadır. Bu bağlamda mimari oluşsallık, mimari düşünme ile mimari anlamanın oluşsal bütünlüğünü tanımlayan oluşsal fark üzerinden ele alınmakta; söz konusu farkın işareti mutasyonel iz olarak kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, mimarlığın oluşsallığını kuramsal olarak tanımlamak ve bu oluşsallığın nasıl okunabilir hâle geldiğini açıklamaktır. Bu kapsamda tez çalışmasında, olumlayıcı eleştirel bir metodoloji olarak durumsal analiz yaklaşımı benimsenmekte; bu yaklaşım doğrultusunda hem mimarlığın ontolojik boyutunu tartışmaya açan kuramsal bir yaklaşım hem de bu kuramsal yaklaşıma temellenen bir okuma önerilmektedir. Bu doğrultuda geliştirilen kuramsal yaklaşımda mimarlığın oluşsallığı, (1) mimari düşünmenin potansiyel alanını tanımlayan virtüel boyutsallık, (2) mekânsal ve yapısal gerçekleşmelerin düzenlenişini içeren edimsel katmansallık ve (3) bu iki düzlemin oluşsal bütünlüğünü tanımlayan okuma ekseni olmak üzere üç temel düzlem üzerinden kurulmaktadır. Ardından bu düzenlemenin açılımlarına dayanarak geliştirilen okuma çerçevesi de Andrea Palladio'nun Villa Rotonda'sı, Le Corbusier'nin Villa Stein'ı, Peter Eisenman'ın Guardiola Ev'i ve Greg Lynn'in Embriyolojik Ev'inde kuramsal açıdan sınanmaktadır. Bu sınama girişimiyle, farklı tarihsel bağlamlar ve mimari yaklaşımlar içerisinde, virtüel–edimsel ilişkilerin, oluşsal farkın ve mutasyonel izin nasıl farklı biçimlerde açığa çıktığı karşılaştırmalı olarak tartışmaya açılmakta; böylece mimari oluşsallığın süreklilik ve farklılaşma eksenlerinde nasıl işlediği görünür kılınmaktadır. Bu bağlamda tez çalışması, oluşsallık kapsamında ele alınan mimarlıktaki ontolojik yönelimi, doğrusal bir tarihsel ilerleme anlatısı kurmaksızın, farklı dönem ve yaklaşımlar arasında işleyen oluşsal süreklilikler ve kopuşlar üzerinden anlamaya ve tartışmaya çalışmaktadır. Bu tartışma boyunca mimarlık, potansiyellerin, kırılmaların ve dönüşümlerin eşzamanlı olarak işlediği oluşsal bir süreç olarak yeniden düşünülmektedir. Sonuç olarak tez çalışması, mimarlığı farka dayalı oluşsal bir süreç üzerinden kavramsallaştırmayı önermekte; bu yaklaşımın, mimarlığın henüz açığa çıkmamış potansiyellerini görünür kılan hem ontolojik hem de metodolojik bir zemin sunduğunu ileri sürmektedir.