Betimleyici çeviribilim araştırmalarında yeni açılımlara doğru: Reşat Nuri Güntekin'in diliçi ve dillerarası çeviri eylemlerindeki çeşitliliğin kavramsallaştırılması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMED BAYDERE

Danışman: Ayşe Banu Karadağ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tezin amacı Reşat Nuri Güntekin'in (1889-1956) diliçi ve dillerarası çevirileri üzerine betimleyici bir çalışma yapmaktır. Çalışmanın çıkış noktasını temelde Reşat Nuri'nin diliçi ve dillerarası düzeyde çeşitli aktarım biçimlerini barındırdığı ifade edilerek 'orijinal', 'yerli', 'telif', 'yarı telif', 'yarı tercüme', 'adaptasyon/uyarlama', 'kopya', 'esinlenme', 'örnek alma' ve 'yeniden yazım' gibi kavramlar odağında çeşitli tartışmalara neden olan metin üretim biçimlerine yönelik olarak çeviribilim bakış açısıyla bütüncül bir irdelemenin daha önce gerçekleştirilmemiş olması oluşturmaktadır. Betimleyici çeviribilimin sağladığı bakış açısı ve araçlarla çeviriye erek odaklı ve tarihsel yaklaşımı benimseyen bu tezde Reşat Nuri'nin diliçi ve dillerarası çeviri eyleminde bulunduğu 'varsayılan' (Toury, 2012) eserler hareket noktası olarak alınmış, yazarın çeviri eylemi ile söylemine ve ait olduğu dönemin çeviriye ilişkin gerçekleri üzerine farklı bir bakış açısı geliştirmenin mümkün olup olmadığını irdelemek üzere "metinsel" ve "metindışı kaynaklar" (Toury, 2012, 87-88) üzerinden bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda yapılan metinsel incelemeler Çalıkuşu'nun ilk olarak 1922 yılında eski harflerle yayımlanmış olan kitap baskısı ile Latin harfleriyle yeniden yazılmış kitap baskısı arasındaki diliçi karşılaştırmayı, eserin Fransız yazar Guy Chantepleure tarafından 1911 yılında kaleme alınan La Passagère ile gerçekleştirilen dillerarası karşılaştırmasını, kitap olarak ilk kez 1924 yılında eski harflerle basılan Gizli El ile 1954 yılında yeni harflerle yeniden yazılan Gizli El arasındaki karşılaştırmayı, Namık Kemal tarafından 1874 yılında eski harflerle yazılan Akif Bey ile Reşat Nuri tarafından 1958 yılında "yeniden sahneye tatbik ed[il]en" Akif Bey arasındaki metinsel karşılaştırmayı ve ayrıca belirli bir kaynak metin ve/veya yazar bilgisi sunulmayan ancak yabancı kaynaklardan faydalanılarak oluşturulan Tolstoy: Hayatı ve Eserleri (1933), İbsen: Hayatı ve Eserleri (1934) ve Napoleon'un Düşünceleri (1943) başlıklı eserler üzerindeki incelemeyi kapsamaktadır. Faydalanılan metindışı kaynakların arasında ise Reşat Nuri'nin dönemin poetikası, 'adaptasyon' ve 'tercüme' kavramları ve çeşitli metin üretim biçimleri üzerine kaleme aldığı yazıların ve verdiği röportajların yanı sıra yayımcıların, edebiyat tarihçilerinin, araştırmacıların ve eleştirmenlerin Reşat Nuri'nin metin üretim biçimlerine ilişkin olarak bulunduğu değerlendirmeler yer almaktadır. Reşat Nuri'nin varsayılan diliçi çevirileri üzerinde yapılan irdeleme sonucunda tez öz-çevirinin ve öz-çevirmenin türü ve mahiyeti bağlamında 'türlerarası öz-çeviri' ('intergenre self-translation') ve 'türlerarası öz-çeviri yazar' ('intergenre-auto-translauthor') şeklinde iki kavram önerisinde bulunurken öz-çevirilere kaynaklık eden metinler açısından da 'doğrudan öz-çeviri' ('direct self-translation') ve 'dolaylı öz-çeviri' ('indirect self-translation') kavramlarını önermektedir. Tez ayrıca öz-çevirilerin nedenlerine ilişkin sınıflandırma arayışlarını, öz-çeviri olgusunu tanımlamak üzere kurulan 'çeviri ya da yeniden yazım' şeklindeki ikili karşıtlıkları, 'sıra dışı' ve 'uç' gibi nitelemeleri ve öz-çevirmenlerin, 'sıradan' çevirmenlerden farklı olarak, metne dair mutlak niyet ve otoriteyi değişmez şekilde ellerinde bulundurduklarına dair düşünceleri sorunsallaştırmakta ve öz-çevirinin de tarihsel ve kültürel bir olgu olarak "kontrol faktörlerinin" (Lefevere, 1985, 226-229) etkisi altında erek dil ve kültürde şekillendiğinin iddia edilebileceğini ortaya koymaktadır. Akif Bey'de (1958) gerçekleştirilen 'restorasyon' işlemini de bir diliçi çeviri eylemi olarak ele alan tez 'yeniden sahneye tatbik' işleminin açıklanmasında çeviribilim bakış açısı ve araçlarının önemli bir işlevinin olabileceğini göstermektedir. Çeviri tarihimiz açısından düşünüldüğünde, Reşat Nuri'nin diliçi çevirileri, diliçi çeviriler üzerine yapılacak araştırmaların 'hatırla(t)mak' ve 'unut(tur)mak', diğer bir deyişle 'sahiplenilmek' ve 'sahipliğinden vazgeçilmek' istenilenlerin tespitinde oynayabilecekleri rolü ortaya koymaktadır. Dillerarası düzeyde yapılan irdelemenin sonuçlarına ve Reşat Nuri'nin çeviriye ilişkin kavramlar bağlamındaki değerlendirmelerine dayanarak, tezde sunuluşlarından ve/veya edebiyat araştırmacılarınca yapılan değerlendirmelerden hareketle yabancı kaynaklara dayandıkları varsayılan Çalıkuşu (1922), Tolstoy: Hayatı ve Eserleri (1933), İbsen: Hayatı ve Eserleri (1934), Napoleon'un Düşünceleri (1943) ve Harabelerin Çiçeği (1953) başlıklı eserlerin ve Reşat Nuri'nin adaptasyonlara yüklediği nitelik, tanım ve işlevlerin Osmanlı-Türk çeviri tarihi bağlamında "terceme yollu bir sahiplenme" edimi olarak görülüp "katkılı aktarım" ile birlikte düşünülen ve bir "Türkçe eser üretme kategorisi" olarak tanımlanan "te'lîf" anlayışının (Paker, 2014) dönüş(türül)erek sür(dürül)mesi ile ilişkilendirilebileceği savunulmaktadır. Bu bağlamda tez, "Osmanlı kültürlerarası alanında" (Paker, 2002, 120) gerçekleşen 'terceme' ve 'te'lîf' pratiklerinin dinamiklerini belirleyen "tanıdık 'öteki'[nden]" gelen yabancı kaynakları "sahiplenme, temellük etme arzusu[nun]" (Paker, 2014, 66-69) söz konusu yabancı "daha önce aşina olunmayan Avrupalı 'öteki'" (Paker, 2014, 66) olduğunda hem 'sahiplenmeyi' hem de 'sahiplen(e)memeyi', hem 'kendi için yapmayı' hem de 'yap(a)mamayı', hem 'kendine edinmeyi' hem de 'edin(e)memeyi' ifade eden "sahip(siz)len(dir)me" ("exappropriation") (Derrida, 2014, 24) kaygısına dönüştüğünün söylenebileceğini iddia etmektedir. Tez, çeviri kuramı açısından yaptığı değerlendirme ile ise eserler, kavramlar ve olgular üzerine yapılacak tanımlamaların kapsam ve nitelik açısından her zaman için göreceli ve tarihsel nitelikte olacağına vurgu yaparak çeviribilim araştırmalarında "problemli tanımların sahipliğinden vazgeçilip, problemli olguların sahiplenilmesi" (Bengi, 1990, 230) çağrısını yinelemekte; çeviri kuramının karşılaşılacak her bir gerçek çeviri olgusu karşısında 'sahipliğinden vazgeçilecek şekilde (yeniden) sahiplenilen' bir kuram olması gerektiğini savunmaktadır.