William Faulkner’ın Sanctuary Adlı Romanının Kaynak ve Erek Dizgedeki Çeviri Serüveni: Diliçi Çeviri, Öz-Çeviri, Yeniden Çeviri ve Dolaylı Çeviri Kavramları Işığında Bir İnceleme


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Batı Dilleri ve Edebiyatı Böl., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Gülsüm CANLI

Danışman: Ayşe Banu Karadağ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amerikalı yazar William Faulkner (1897-1962) Sanctuary (1931) kitabını editörün talebi üzerine yeniden kaleme almak zorunda kalır, zira editöre göre kitabın mevcut hâliyle yayımlanması hem kendisi hem de yazar için bir hapis cezası ile sonuçlanabilir. Yeniden yazım sonucu üzerinde uzlaşılan metin 1931 yılında yayımlanır ve 1961, 1967 ve 2007 yıllarında yayımlanan Türkçe çevirilerin kaynak metni olarak kabul edilir. Editörlerin metinlerde düzeltme talep etmesi edebiyat dünyasında olağan bir durumdur, ancak buradaki yeniden yazımı tartışmaya açan, reddedilen metnin önce 1972 yılında The University of Texas Press tarafından, daha sonra da 1981 yılında Random House tarafından Sanctuary: The Original Text adıyla yayımlanmış olmasıdır. On yıllar boyunca arşivlerde saklanan bir metnin yeniden gündeme gelmesi ve erişilebilir olması kaynak kültürde çeşitli tartışmaları beraberinde getirir. Yeniden yazımla metnin edebî kusurlarının giderildiğini düşünenler, tartışmanın birinci ayağını oluşturur. Bu fikre katılmayıp ilk metnin de kendi içinde bir bütünlük ve edebî standart barındırdığını ve yeniden yazımın bir iyileştirme ya da gelişme gibi algılanmaması gerektiğini iddia edenlerse tartışmanın ikinci ayağını oluşturur. Bu iki kutup etrafında toplanan görüşler, reddedilen metinle yeniden yazılan metnin edebî karşılaştırmasına dayanmaktadır. Ne var ki söz konusu metnin yeniden yazımı şimdiye dek çeviribilim bağlamında ele alınmamıştır. Sanctuary özelinde gerçekleşen yeniden yazımı çeviribilim bağlamında ele alan bu tezdeki tartışmanın çıkış noktasını André Lefevere'in çeviri tanımı oluşturmaktadır. Zira Lefevere'in "çeviri, özgün bir metnin yeniden yazımıdır" (Lefevere, 1992, vii) ifadesi, tersine yapılan bir okumayla, Sanctuary örneğindeki yeniden yazımın bir çeviri olup olmadığını sorgulatmaktadır. Akla gelen ikinci soru, kaynak kültürde yeniden yazımı gerçekleştirenin metnin yazarı olmasından hareketle, buradaki yeniden yazım olgusunun bir öz-çeviri olup olmadığıdır. Yeniden yazım aynı dil içinde gerçekleştiği için incelenen çeviri olgusu bir diliçi çeviri olarak değerlendirilebilir, ancak öz-çeviri kavramının alanyazında sadece dillerarası çeviri boyutuyla ele alındığı görülmektedir. Öz-çeviri kavramının tanımındaki bu sınırlılık, kavramın Sanctuary örneğinde nasıl ele alınabileceğini de tartışmaya açmaktadır. Kaynak kültür bağlamında diliçi çeviri ve öz-çeviri kavramlarıyla yürütülen tartışma, erek kültürde yerini yeniden çeviri ve dolaylı çeviri kavramlarına bırakır. Türkçeye üç kez çevrilen tek Faulkner metni olma özelliği taşıyan Sanctuary'nin yeniden çevirisini gerekli kılan koşullar, kaynak metin ve çeviri metinler arasında yapılacak bir karşılaştırma ile anlaşılmaya çalışılacaktır. Sözü geçen üç çevirinin de ara metinden değil, doğrudan kaynak metinden yapıldığı iddia edilmektedir. Burada altı çizilmesi gereken nokta, üç çeviri metinde de yukarıda sözü edilen editör tarafından reddedilen özgün metnin daha sonra yayımlanmış olmasının göz önünde bulundurulmamasıdır. Çevirilere kaynaklık eden metnin aslında başka bir metnin yeniden yazımı olduğu dikkate alınarak 1931 basımlı metne bir sözde-kaynak metin şeklinde yaklaşılıp yaklaşılamayacağı da tezde tartışmaya açılacaktır. Tartışma sırasında bu sözde-kaynak metnin özünde bir ara metin niteliği kazanıp kazanmadığı irdelenecektir. Bu anlamda, Türkçeye 2007 yılında kazandırılan son çevirinin özgün metnin yayımlanmasından sonra gerçekleşmiş olması, dolaylı çeviri tartışmalarının da önünü açmaktadır. Kaynak ve erek kültürlerde farklı kavramlar üzerinden yürütülen tartışmalar sırasında çeviribilim alanında yeni kavramsallaştırmalara ihtiyaç duyulduğu gözlemlenmiştir. Tez, tespit edilen bu ihtiyaçların giderilmesine katkıda bulunmak adına çeşitli kavramsal önerilerle son bulacaktır.