Türkiye'de Leed v3 ve v4 Sertifikası Alan Binaların En Düşük Puan Aldıkları Kategorilerin İncelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İrem Sarı Dönmez
Danışman: Candan Çıtak
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İngiltere'de ortaya çıkan sanayi devriminin etkili olduğu ilk yıllarda, hızla gelişen teknolojinin etkisiyle, kentlerde fabrikalar kurulmuş ve nüfus hızlı bir şekilde artmaya başlamıştır. Sanayileşme ve kentleşme eylemlerinin, ekonomik kalkınma açısından başlarda çok önemli gelişmeler olduğu düşünülse de, zamanla tüm insanların hayatını olumsuz yönde etkileyen çevre sorunlarına yol açtıkları görülmüştür. Fabrikalarda yapılan üretim ve yeni teknolojik gelişmeler sonucu, bilinçsiz şekilde kullanılan doğal kaynakların azalması, çevreye yayılan fosil yakıtlar ve zehirli atıklar, yeşil alanların betonlaştırılması gibi unsurlar en dikkat çeken çevre sorunlarıdır. İlerleyen dönemlerde artan bu çevre sorunlarının yarattığı olumsuz etkiler küresel ısınma ve iklim değişikliğine sebep olmuştur. 19. Yüzyıldan itibaren küresel ısınmanın tüm dünya insanlarını tehdit edecek boyuta gelmiş olmasıyla, o dönemlere kadar etkili olan ekonomik kalkınma sürecinin yerine, sürdürülebilir kalkınma kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Çevre sorunlarına olan duyarlılığın artması ile birlikte sürdürülebilirlik kavramı inşaat sektörüne de etki ederek, çevre dostu ya da yeşil binalar olarak adlandırılan bina tiplerini ortaya çıkarmıştır. Yeşil bina projelerine olan ilgi arttıkça, gelişmiş ülkeler, bu binaların çevresel etkilerini belgelendirmek, diğer projelere referans sağlamak, uygulama süreçlerini hızlandırmak ve tüm dünyayı yeşil bina konusunda teşvik etmek adına yeşil bina değerlendirme sertifikalarını hazırlamışlardır. İlk olarak sanayi devriminin başladığı ve çevre sorunlarının en fazla görüldüğü İngiltere'de BREEAM(Building Research Establishment Environmental Assessment Method) sertifikası 1990 yılında yayınlanmış, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyada kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonrasında Amerika Birleşik Devletleri'nde 1998 yılında LEED(Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikası yayınlanmış ve BREEAM sertifikası ile birlikte günümüzde en çok kullanılan sertifikalar haline gelmişlerdir. Yeşil binaların ülkemizde tanınması ve inşaat sektöründe yer edinmesi 2007 senesinden itibaren başlamıştır. 2007 senesinde ülkemizde yeşil binalarla ilgili çalışmalar ve araştırmalar yapmak, yapı sektöründe çevre dostu binaları teşvik etmek adına ÇEDBİK(Çevre dostu yeşil binalar derneği) kurulmuştur. Bu gelişmeler doğrultusunda ülkemizde de yerel yeşil bina değerlendirme sistemi oluşturmak adına ilk adım atılmış ve 2013 senesinde ÇEDBİK-Konut sertifikası tanıtılmıştır. Bulunduğumuz döneme gelindiğinde, yeşil binalara olan talep hızla artmış ve yeşil binalar yapı sektöründe hızla gelişen etkin bir piyasaya sahip olmuşlardır. Türkiye'de en çok tercih edilen yeşil bina sertifika sistemi, tüm dünyada en çok tanınan ve yaygın olarak kullanılan LEED sertifikasıdır. Bu durumun sebebi, LEED sertifikasının puanlama sisteminin diğer sertifikalara göre daha anlaşılır ve daha kolay uygulanabilir olmasıdır. Ancak yine de, LEED sertifikasının puanlama sisteminin, Amerika'nın yerel koşullarına, coğrafi ve iklim özelliklerine göre oluşturulmuş olması sebebiyle, Türkiye'de uygulanma sürecinde zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı da ülkemizde LEED sertifikası konusunda başarılı olmuş projelerin, puan almakta en çok zorlandıkları kategorilerin tespit edilip, sebeplerinin tartışılmasıdır. Çalışmanın yürütüldüğü dönemde, ülkemizde henüz LEED sertifikasının en son versiyonu olan, LEED v4'ten yeteri kadar proje bulunmadığından, araştırma kapsamında yalnızca LEED v3 Platinum sertifikası alan projeler analiz edilmiştir. Çalışmaya başlarken, dünya genelinde LEED sertifikası alan tüm projelerin kayıtlarının yer aldığı Amerikan Yeşil Bina Konseyinin (USGBC)resmi sitesinden sayısal veriler toplanmıştır. Elde edilen bu sayısal veriler değerlendirilerek, ülkemizde Platinum sertifikası alan tüm projelerin her bir kategorideki başarı oranları istatiksel olarak çıkarılmıştır. Ortaya çıkan bu istatiksel sonuçlar doğrultusunda, ülkemizde LEED v3 sertifikası kapsamında en yüksek derece ile Platinum sertifikasına sahip olan projelerin, en düşük başarı oranını malzeme ve kaynaklar kategorisinden elde ettikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın devamında, LEED sertifikası malzeme ve kaynaklar kategorisi, içerdiği tüm kriterler ile birlikte tek tek ele alınarak, Türkiye'de puan almada en çok zorlanılan kategori olmasının sebepleri irdelenmiştir. Sonuç bölümünde ise bu durumun iyileştirilmesi için önerilerde bulunularak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre sorunları, Sürdürülebilirlik, Yeşil Bina, LEED Sertifikası, Malzeme ve kaynaklar.