Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Sehir Bölge Plan.Böl, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Sena GÜNDÜZ
Danışman: Mustafa Var
Özet:
İhtiyaçlar arasındaki dengenin sağlanamamasıyla doğal kaynak
kayıpları meydana gelmektedir. Hassas ekosistemlerin bozulma ve kayıplarının
nedenlerini analiz ederek sorunlara rasyonel çözümler getirilmesi, planlama ve
yönetim ile mümkün olmaktadır. Havzalar, bu bozunumlardan etkilenen hassas
yüzey birimleridir. Çalışmanın materyalini oluşturan Konya Kapalı Havzası,
içerdiği hassas karasal ve akuatik ortamlar ile ekolojik sürecin kesintiye
uğradığı, bozunuma maruz kalan bölge profilindedir. Mevcut planlama modelleri
neticesinde, havzanın kentsel büyüme odağı içerisinde kalması ve coğrafi
karakteristiğine uymayan arazi kullanım kararları sonucunda doğal dengenin
bozulması, çalışmanın problemini ifade etmekte ve havzada yeni planlama modeli
arayışına sebep olmaktadır. Çalışmada havza ekosistemleri, unsurları ve
aralarındaki ilişkisel ağ analiz edilmiş; geçmişten günümüze geliştirilen
planlama model ve yaklaşımlarının, kaynak sürdürülebilirliği amacının arkasında
kentsel ve ekonomik büyüme kaygısının var olduğu tartışılmıştır. Bu nedenle
içerdiği analiz-sentez süreçleri ve özgün müdahaleleriyle öneri model olan
‘Ekolojik Havza Planlama’, havzanın mekânsal planlamasında ekolojik dengenin ve
kaynak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla, ‘koruma' odağında öneriler
sunmaktadır. Çalışmanın yöntemini oluşturan bu planlama yaklaşımının uygulama
boyutu ise Konya Kapalı Havzası’dır. Havzada gerçekleştirilen doğal,
sosyoekonomik, eşik analizleri ve sentezlerde elde edilen bulgularda;
dayanıksız litolojilerde, geçirimli zeminlerde ve jeolojik açıdan riskli
alanlarda yayılış gösteren coğrafi karakteristiğine uymayan yanlış arazi
kullanımları tespit edilmiştir. Tarımsal faaliyetlerin büyük ölçekte yeraltı
sularının kullanılarak yapıldığı havzada, kontrolsüz çekim sonucu su
seviyelerinin azaldığı, beraberinde obruk oluşumlarına, akifer tuzlanmalarına,
toprak yapısının bozulmasına neden olduğu; sulak alanlara, akarsulara deşarj
edilen kirletici unsurların yalnızca hidrolojik döngüyü etkilemediği, devamında
toprak sağlığını, habitatları ve biyoçeşitliliği tehdit ettiği, bulgular
arasında incelenmiştir. Planlama yaklaşımının müdahale aracı olan, ‘Ekolojik
Temelli Master Plan’ ile öneri arazi kullanım kararları getirilmiş, ekolojik
döngünün kesintiye uğradığı bozulmuş alanlarda koruma yaklaşımları ile bozulan
arazilerin ekolojik ve estetik değerlerinin yeniden kavuşturulması öngörülmüş;
‘koruma’ kavramının temel alınmasıyla uzun süreli perspektiflerde
sürdürülebilirliğin mümkün olabileceği vurgulanmıştır.