Zamansallığın Mimaride Karşılığı: Ayasofya Örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Yüksel Burçin Nur

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Yasemen ÖZER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Birçok uygarlık ve kültüre ev sahipliği yapmış olan İstanbul, uzun ve önemli bir geçmişe sahiptir. Ortaçağ döneminde, İstanbul Vatikan'dan daha güçlü ve önemli bir kent olarak algılanmıştır. Jeopolitik konumu nedeniyle, kent dünya tarihinde izler bırakmış iki medeniyetin –Osmanlı ve Bizans İmparatorluğu- başkenti olmuştur. Bu iki medeniyetin kentte bıraktıkları ve kentin ilgi odağı olmasını sağlayan mimari ve sembolik yapılar ise, tüm toplumların hafızasında yer etmiştir. Savaşlar, toplum içi isyanlar ve doğal afetler, kentin ve toplumların belleğinde yer etmiş yapıların zarar görmesine neden olmuştur. Her yıkım sonrasında, farklı toplumlar tarafından kent ve içindeki simgesel yapılar restore edilerek ayakta tutulmaya çalışılmıştır. Yapılan müdahale, mimari eklemeler ve restorasyon çalışmaları ile bir yapının uzun yıllar boyunca ayakta tutulmaya çalışılması, sanat eseri ve tarihi eser olarak ifade edilebilecek mimari bir yapıya karşı toplumun tavrını göstermektedir. Bu tavır sayesinde, yapının hafıza mekanı olarak algılandığı ve kent ile birlikte simgeleştiği kabul edilmektedir. Kentin en önemli simgesel yapısı olan ve ilk açılış tarihi 360 olarak bilinen Ayasofya, Bizans Kralının kilisesinden, Osmanlı Sultanın camisine, son olarak da Türkiye'nin en önemli müzelerinden birine dönüşmüştür. Ayasofya, günümüze kadar iyi korunarak ayakta kalan en erken tarihli yapıdır. Aynı topraklar üzerinde geçmişte yapılan tapınaklar sayesinde, toprağın kutsallığı ile hafıza mekanı olarak algılanmaya yapımından önce başlanmıştır. Bizans İmparatorları ve Osmanlı Sultanlarının zaman içinde yaptırdığı mimari eklemeler, restorasyon çalışmaları ile Ayasofya, kendisinin ve çevresinin değişmesine tanıklık eden ve anıları biriktiren bir yapıdır. Bu nedenle de, Ayasofya'yı ölümsüz yapı olarak tanımlamak doğru olacaktır. Ölümsüzlük, zaman kavramının dışındadır ama aynı zamanda, zamanın etkisinin yansımasıdır. Ölümsüzlük zamana karşı direnmekle ilişkilidir. Geçmişten bugüne kadar gelen ve değeri geçen zamanla birlikte artan bir yapının, gelecekte de değeri ve varlığı devam edecektir. Yapım aşamasında oluşan hafıza olgusu, yapının konumuyla birlikte tarihte tanıklık ettiği olaylar, benimsenerek yapıyı ayakta tutmak için yapılan restorasyon çalışmaları ile mimari eklemeler ve tüm dünyaya ait bir miras olarak algılanmasıyla güçlenmiştir. Soyut olan hafıza olgusunun, zamansallık ve ölümsüzlük kavramları çerçevesinde mimari bir yapıda somutlaşmasını Ayasofya örneği üzerinde inceleyerek ortaya koymak tezin temel amacını oluşturmaktadır. Çalışma, üç temel aşama ve sonuçtan oluşmaktadır. İlk aşamada, zaman kavramı altında hafıza mekanı, estetik, algı ve tavır kavramları tanımlanmakta ve Ayasofya'nın efsaneleri, tarihi ve Ayasofya üzerinde yapılan tartışmalar ile düşünceler incelenmektedir. İkinci aşamada, Ayasofya'nın konumu, yakın çevresindeki yapılar ve referans olduğu yapılar irdelenmiştir. Üçüncü aşamada, işlev değişimleri referans alınarak mimari özellikleri, restorasyon çalışmaları, mimari eklemeler hakkında bilgi verilmektedir. Sonuç aşamasında ise, zamansallık tablosu oluşturulmuştur ve mimari çizimlerle birlikte bir yapının geçmiş, şimdi ve gelecekte yer ettiği bellek ile zamanın etkisi açıklanmaya, ölümsüzlük ve zamansallığın mimari de karşılığı bulunmaya çalışılmaktadır. Bir yapının sadece kendisinin değil, yakın çevresiyle birlikte ele alınması gerekliliği ve kentin simgesel yapılar çevresinde şekillenmiş olduğu düşüncesinden yola çıkarak, yakın çevresi zamansallık bakış açısıyla tarihi haritalarla günümüz haritalarını karşılaştırarak incelenmektedir.