Çin’in Orta Doğu Politikası ve Türkiye'nin Güvenlik Politikalarına Etkisi(1949-2018)
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Atatürk ilkeleri ve inkılap Tarihi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Mehmet Murad Aktaş
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Selim Hilmi ÖZKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çin Halk Cumhuriyeti, günümüzde küresel dünyanın en etkin aktörlerinden biri konumundadır. 1976 yılında komünist devrimi gerçekleştiren Mao'nun ölümü sonrasında yeni lider Deng Xiaoping'in 1978 reformlarıyla birlikte Çin önemli bir dönüşüm yaşamaya başlamıştır. Dörtlü Modernleşme hamlesi olarak adlandırılan bu reformlar "endüstri, silahlı kuvvetler, tarım, bilim ve teknoloji" alanlarındaki yenileşme ve dönüşümlerdir. Çin yaşadığı bu süreçte hızlı ekonomik büyümesiyle dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır. Fakat bu hızlı ekonomik büyüme ülkede kentleşmenin artmasına neden olmuş ve Çin'in enerji ihtiyacı sürekli artmıştır. Sürekli artan bu ihtiyaçla Çin kendine yetmemeye başlamış ve 1993 yılında kesin olarak bir petrol ithalatçısı haline gelmiştir. Özellikle petrol kaynaklarını büyük ölçüde Ortadoğu'dan temin eden Çin yeni Ortadoğu politikaları geliştirmiştir. Orta Doğu ülkeleri ile girdiği sıkı ekonomik, ticari, siyasi ve askeri ilişkilerle bölgede yer alan devletlerden ithal ettiği enerji ile ileri gelişmiş silahlar da dâhil yüksek miktarda ve teknolojik açıdan gelişkin mal ve hizmet ihracı yapmaktadır. Ve gün geçtikçe Ortadoğu ile politik ilişkilerini geliştirmektedir. Uluslararası İlişkiler disiplini alanında önemli çalışmalara imza atan Wolfers'ın tanımıyla devletler için güvenlik politikası; kazanılan değerlere karşı oluşan tehditlerden korunmaktır. Türkiye geleneksel güvenlik politikasını jeopolitik ve stratejik konumu nedeniyle çok uzun süre tehditlerden korunma ve değerlerini muhafaza etme üzerinde şekillendirmiştir. Türkiye'de 2002 yılında değişen iktidarla beraber bu anlayıştan vazgeçilmiş ve güvenlik öncelikli bir politika yerine "Komşularla Sıfır Sorun" politikasıyla hareket edilmiştir. Kısa vadede olumlu sonuçlar vererek ilerleyen bu politika, Arap baharı olarak adlandırılan halk hareketinin Suriye'ye sıçraması ve bölgede oluşan terör tehditleri nedeniyle devam ettirilememiştir. Türkiye bölgede yeniden ülke güvenliğine öncelik veren dış politikaya yönelmek zorunda kalmıştır. Bu doğrultuda çalışmamızda, Çin'in enerji odaklı Ortadoğu politikasının, Türkiye'nin Ortadoğu üzerindeki değişken güvenlik politikalarına olan etkisine değinilecektir.