Okul öncesi sınıf ortamlarının kapsayıcılık düzeylerinin belirlenmesi
ULUSLARARASI KAPSAYICI EĞİTİM KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 17 - 18 Nisan 2026, ss.160-161, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.160-161
- Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Kapsayıcı eğitim; tüm çocukların bireysel, gelişimsel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıkları gözetilerek ortak öğrenme ortamlarına anlamlı katılımını ve eğitim fırsatlarına eşit erişimini hedefleyen çok boyutlu bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım yalnızca fiziksel erişilebilirliği değil; çocukların etkin katılımını, öğretmen-çocuk ve akran etkileşimlerini, öğretimsel uyarlamaları ve sınıf iklimini kapsamaktadır. Erken çocukluk döneminde kapsayıcı uygulamalar, çocukların sosyal uyumu ve öğrenme deneyimleri üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturması açısından önem taşımaktadır. İstanbul Maltepe İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı bağımsız anaokullarındaki sınıf ortamlarının kapsayıcılık düzeyini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, nitel araştırma yaklaşımına dayalı betimsel desende yürütülmüştür. Çalışma grubunu, İstanbul ili Maltepe ilçesinde MEB’e bağlı bağımsız anaokullarında 3–6 yaş grubuna hizmet veren 29 sınıf oluşturmaktadır. Veriler, alanyazına dayalı olarak geliştirilen ve Türkçe’ye uyarlanan, üç alt boyut ve 15 maddeden oluşan Erken Çocukluk Sınıf Ortamı Kapsayıcılık Gözlem Formu aracılığıyla yapılandırılmış gözlem yoluyla toplanmış ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Bulgular, kapsayıcılık düzeyinin genel olarak orta-üst seviyede olduğunu göstermektedir. Fiziksel çevrede erişilebilirlik ve materyal kullanımı görece yüksek bulunurken, sınıf düzeni ve duyusal çevre geliştirmeye açıktır. Sosyal çevrede tutumlar ve bilgi paylaşımı olumlu düzeydeyken, ilişkiler ve aidiyet daha düşük düzeydedir. Yapılar ve rutinlerde ise genel bir sistematik bulunmakla birlikte rutinlerin tutarlılığı ve etkinliklerin çekiciliği geliştirilmelidir. Sonuçlar, kapsayıcılığın öğretimsel uyarlamalar, bireyselleştirme ve nitelikli etkileşimlerle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, öğretmenlere yönelik uygulama temelli desteklerin artırılması önerilmektedir.
Inclusive education is a multidimensional approach that aims to ensure all children’s meaningful participation in shared learning environments and equal access to educational opportunities by considering their individual, developmental, cultural, and socioeconomic differences. This approach encompasses not only physical accessibility but also children’s active engagement, teacher–child and peer interactions, instructional adaptations, and the overall classroom climate. In early childhood, inclusive practices are of critical importance due to their long-term impact on children’s social adjustment and learning experiences. This study, which aims to determine the level of inclusiveness of classroom environments in independent public preschools affiliated with the Maltepe District Directorate of National Education in Istanbul, was conducted using a qualitative descriptive research design. The study group consists of 29 classrooms serving children aged 3–6 in independent public preschools in the Maltepe district of Istanbul. Data were collected through structured observations using the Early Childhood Classroom Inclusiveness Observation Form, which was developed based on the literature and adapted into Turkish, consisting of three dimensions and 15 items. The data were analyzed descriptively. The findings indicate that the overall level of inclusiveness is moderate to high. While accessibility and the use of materials in the physical environment are relatively strong, classroom organization and sensory conditions require improvement. In the social environment, attitudes and information sharing are at a positive level, whereas relationships and sense of belonging are comparatively lower. Although a general structure exists in routines, consistency and the attractiveness of activities need further enhancement. The results suggest that inclusiveness is closely related to instructional adaptations, individualization, and the quality of interactions. Accordingly, it is recommended to strengthen practice-based support for teachers.