Türkiye 2. Gıda Mikrobiyolojisi Kongresi, İstanbul, Türkiye, 4 - 06 Eylül 2025, (Yayınlanmadı)
Artan küresel gıda talebi ve sürdürülebilir besin kaynakları ihtiyacı, mikroorganizmaların protein üretiminde değerlendirilmesini önemli hale getirmiştir. Mayalar bu alanda yüksek biyokütle verimi, hızlı üretim döngüsü ve güvenli kullanımları ile sürdürülebilirlik açısından geleneksel kaynaklara kıyasla önemli avantajlar sunmaktadır. Bu çalışma, Saccharomyces, Kluyveromyces ve Yarrowia gibi farklı maya türlerinden elde edilebilecek mikrobiyal tek hücre proteinlerinin (SCP) biyolojik açıdan aktif peptitler üretimi için yenilikçi bir kaynak olma potansiyelini değerlendirmiştir. Şu ana kadar literatürde bira üretimi sonucunda açığa çıkan bira mayaları gibi yan ürünlerden elde edilen protein fraksiyonlarının izolasyonuna odaklanılan çalışmalar mevcuttur. Ancak bu çalışmada, farklı maya türlerinden doğrudan SCP üretimi hedeflenmiş ve bu SCP’lerin biyoaktif peptit üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Genellikle 2–20 amino asit uzunluğunda olan biyoaktif peptitler, vücuttaki fizyolojik etkileri sayesinde fonksiyonel gıdalar ile farmasötik ürünlerde yüksek katma değerli içerikler olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma kapsamında, seçilen maya türlerine ait hücresel protein dizileri in silico olarak pepsin, tripsin, kimotripsin gibi hayvansal ve proteinaz K gibi mikrobiyal enzimlerle hidrolize edilerek potansiyel biyoaktif peptitler belirlenmiştir. Oluşan peptit dizilerinin, biyoaktif potansiyeli PeptideRanker aracılığıyla skorlanmıştır. Elde edilen bulgular, farklı maya türlerinden farklı enzimlerle çok sayıda ve çeşitlilikte peptitlerin meydana geldiğini göstermiştir. Sonuçlar maya kaynaklı protein üretiminin yalnızca besinsel değil, fonksiyonel katkılar açısından da stratejik bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, maya hücre proteinlerinin hedefe yönelik enzimatik sindirimiyle sağlık destekleyici özellikte yeni nesil fonksiyonel içeriklerin geliştirilmesi mümkün görülerek bu stratejinin maya bazlı mikrobiyal proteinlerin biyoteknolojik değerini artıracağı öngörülmektedir.