ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE DEVLET DİLİNDE KADIN: RESMÎ GAZETE’DE HUKUKİ KİMLİĞİN İNŞASI (1923–1950)


Güven S.

WORLD WOMEN STUDIES CONFERENCE-IX, Baku, Azerbaycan, 6 - 08 Mart 2026, ss.5-6, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Baku
  • Basıldığı Ülke: Azerbaycan
  • Sayfa Sayıları: ss.5-6
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Erken Cumhuriyet döneminde (1923–1950) kadın, devletin resmî ve hukuki dili içerisinde belirli roller, sınırlar ve işlevler çerçevesinde tanımlanmıştır. Bu makale, söz konusu dönemde yayımlanan Resmî Gazete nüshalarının sistematik biçimde taranmasına dayanarak, kadının hukuki metinler içinde nasıl kurulduğunu, hangi bağlamlarda görünür kılındığını ve hangi alanlarda sessizleştirildiğini incelemektedir. Resmî Gazete’nin norm koyucu işlevinin ötesine geçilerek, bu metinlerin toplumsal cinsiyet ilişkilerini üreten ve yeniden düzenleyen bir söylem alanı olarak nasıl çalıştığı analiz edilmektedir. Araştırma, aile içi statülere, bedene ve biyolojiye, ahlaka ve sınırlı kamusal faaliyetlere gönderme yapan anahtar kavramlar üzerinden gerçekleştirilen birincil kaynak taramasına dayanmaktadır. Bu tarama sonucunda elde edilen veriler analitik tablolara dönüştürülmüş; tablolar söylem çözümlemesi ve tematik okuma yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu yöntemsel yaklaşım, Resmî Gazete’de kadınlığın yalnızca hukuki olarak tanımlanan bir kategori değil, aynı zamanda dil aracılığıyla kurulan ve sınırlandırılan bir öznelik biçimi olduğunu görünür kılmaktadır. Makalenin temel iddiası, erken Cumhuriyet devlet dilinde kadının bireysel ve özerk bir hukuki özne olarak değil; ilişkisel, bedensel ve işlevsel roller üzerinden inşa edildiğidir. Resmî Gazete’de kadın çoğunlukla aile içindeki konumu, biyolojik işlevleri ve ahlaki kodlarla ilişkilendirilen düzenlemeler aracılığıyla tanımlanmakta; kamusal alandaki varlığı ise belirli ve sınırlı meslekler çerçevesinde görünür kılınmaktadır. Buna karşılık siyasal ve idari yetki alanlarında kadın sistematik biçimde yoktur. Atama, tayin ve karar alma süreçlerinde kadın adının neredeyse hiç yer almaması, bu yokluğun bireysel tercihlerden değil, yapısal bir hukuki ve söylemsel çerçeveden kaynaklandığını göstermektedir. Bu çalışma, Resmî Gazete’yi yalnızca norm koyan bir hukuk metni olarak değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rejimini kuran ve yeniden üreten bir söylem alanı olarak ele almaktadır. Kadının hukuki görünürlüğünün, siyasal ya da yönetsel bir özneleşme üretmekten ziyade denetim, koruma ve düzenleme mantığıyla şekillendiği ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle makale, erken Cumhuriyet kadın tarihine temsilden çok dil, görünürlükten çok yokluk ekseninde eleştirel ve özgün bir okuma sunmayı amaçlamaktadır.