İnanma Tutumları ve Kültür Biçimleri


Creative Commons License

Taşdelen V.

Hece, ss.13-24, 2013 (Hakemsiz Dergi)

  • Basım Tarihi: 2013
  • Dergi Adı: Hece
  • Sayfa Sayıları: ss.13-24

Özet

İslam, Tanrı’dan insana gelen, yeryüzündeki varoluşa ilişkin sorularına cevap bulabileceği; kendisini, hayatı ve varoluşu kavrayabileceği bir açıklama, varoluşun anlamına yönelik bir bilinçtir. Varlık, yaşam ve ölüm sorununa ilişkin bir cevaptır. İnsana kendini, kendi kökenini, içkin ve aşkın sorumluluklarını, bütün bunlarla varoluşun anlamını hatırlatmaya yönelik bir mesajdır. Semavi dinler, İslam’ın evrensel ve zaman-üstü mesajı içinde yer alır ve bu temel mesaj çerçevesinde birleşirler. Temel bağlanış ilkeleri, Allah’a inanmak, peygamberlere inanmak, kitaplara inanmak, dirilişe inanmak, birey ve Tanrı arasındaki canlı bağı ifade eden kadere inanmak şeklinde ifade bulur. İslam inancı nerede ve ne zaman ortaya çıkarsa çıksın, bu temel inanış ilkelerini ortaya koymuştur. Yüzlerce, binlerce yıl içinde, semavi dinlerin de içinde enkas (gentil) tutumlar ortaya çıkmış, bu tutumlar giderek inancı yaşama ve anlama biçimlerine doğru yansımalar göstermiştir. Dolayısıyla, burada “İslam” denildiği zaman, içine gentil unsurlar girmemiş, gentil unsurlarla bozulmaya uğramamış inanç tutumlarından bahsediyoruz. Bu aşkın gelenek, Hz. Âdem’den son Peygamber Hz. Muhammed’e kadar sürmüştür. Her bir vahiy ve her bir peygamberle, İslam, bir kez daha, ilahi bir mesaj ve diyalog olarak insanlara ulaşmış, bu şekilde Tanrı bir kez daha kendisini, kâmil insanı ve varoluş ilkelerini hatırlatmış, bu şekilde evrensel ve zaman-üstü mesaj bir kez daha tazelenmiştir. İslam inanışı içinden neşet eden kültür ve medeniyet unsurları, İslam’ın bu saf özünden, bozulmaya uğramamış yapısından türeyen mesajlardır.