Reddiye Geleneği ve Tevfik İleri


Creative Commons License

Taşdelen V.

Tevfik İleri Sempozyumu, Rize, Türkiye, 22 - 24 Mayıs 2014, ss.87-93

  • Basıldığı Şehir: Rize
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.87-93

Özet

sürmek demektir. Tarihte çeşitli reddiye örnekleri vardır. Burada sözünü edeceğimiz reddiye geleneği, özellikle pozitivist felsefe ile ortaya çıkan ve on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemli örneklerini gördüğümüz, İslamiyet’in bilime, felsefeye, eğitime, ilerlemeye karşı bir din olduğu tezi karşısında, bir bakıma hikmet geleneğinin yeniden dirilişinin ilk işaretleri olarak da değerlendirebileceğimiz reddiye geleneğidir. Bu bildiride söz konusu reddiyelerden ikisi, Ahmet Mithat ve Namık Kemal’in reddiyeleri üzerinde durulacak, konu Tevfik İleri’nin söz ve icraatları açısından değerlendirilecektir.

Tevfik İleri’nin reddiye geleneği ile ilgisini, sorunun tespit ve çözüm yollarını da içerecek şekilde üç aşamada kurabiliriz:

(1) İslamiyet’in bilime, felsefeye, gelişmeye, ilerlemeye karşı değil, aksine bunları teşvik eden bir din olduğunu beyan etmesi.

(2) İslam toplumlarındaki gerileme ve çöküşün İslamiyet’in kendisinden değil, onun “gerçek özü” ile anlaşılamamasından kaynaklandığını, bunun da kimi durumda “hurafe” olarak yansıma bulduğunu vurgulaması.

(3) Milli eğitim bakanlığı döneminde “anlama sorunu”nu ortadan kaldırmaya yönelik çeşitli icraatlarda bulunması.

Tevfik İleri’nin ortaya koyduğu bu çaba, İslam toplumlarına kendi zihinsel ve kültürel sorunlarını çözebilmeleri ve tarihin bir noktasında sekteye uğramış olan hikmet geleneğini yeniden canlandırılabilmeleri konusunda açık bir bakış açısı sağlamıştır. Onun reddiyesi, bir yandan İslamiyet’i irtica ile özdeşleştirenlere, bir yanan da onu bir hurafe dini haline getirenlere karşı olmuştur.