Sorgulama Temelli Öğrenmenin Okuma Öz Yeterliğiyle İlişkisi: PISA 2018 Verileri Çerçevesinde Bir İnceleme


Şahin B., Göktentürk T.

III. Uluslararası Mtskheta Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Kongresi, Mcheta, Gürcistan, 6 - 07 Aralık 2025, ss.224-225, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Mcheta
  • Basıldığı Ülke: Gürcistan
  • Sayfa Sayıları: ss.224-225
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

21. yüzyılda öğrenme süreçleri giderek öğrenci merkezli, araştırma ve keşfe yönelik bir ivme kazanmıştır. Öğrencilerin duygu ve zihin becerilerinde gereken gelişmeler sorgulama ve onunla paralel olarak sorgulama tabanlı eğitimi de beraberinde getirmiştir. Okuma öz-yeterliği öğrenmeye yönelik güveni yansıtan bir gösterge olarak sorgulamanın gelişmesi ile de yakından ilişkilidir İlgili çerçevede yapılan uygulamaların dil eğitiminin kritik bir başlığı olan okuma ve ona dair öz-yeterlikleri açıklaması zengin bir değişken evreninde beklenebilecek bir sonuçtur. Bu sebeple çalışmada PISA’nın 2018 döngüsünün sunduğu zengin veri havuzundan faydalanılarak sınıf içi sorgulama temelli uygulamaların öğrencilerin okuma öz-yeterliği üzerindeki etkisinin açığa çıkarılmasına çalışılmıştır. Bu çerçevede araştırmaya Türkiye’den katılan 6890 kişilik 15 yaş grubu öğrenci örneklemi çok seviyeli hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Analizler sonunda okuma ilgisini uyaran öğretmen davranışları, öğretmen geri bildirimi ve uyarlanmış öğretim değişkenlerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönlü etki değerlerini okuma öz-yeterliği için göstermiştir. Öğretmen desteği ise istatistiki olarak anlamlı bir etkiye sahip bulunmamıştır. Sonuçlar sorgulamayı ve düşünmeyi teşvik eden öğretim desteklerinin anlamlı ve pozitif etkisini işaret ederken duygu ve yönlendirme yönünde öğretmen desteğinin etkisinin sınırlı kalmış olabileceğine işaret etmektedir. Bununla beraber sorgulama temelli eğitimin okuma öz-yeterliğini besleyen ve geliştiren kritik yönlerinin ehemmiyeti vurgulanmaktadır. Bu sebeple Türk eğitim sisteminde sorgulama temelli öğrenmeyi pekiştirecek adımların atılması faydalı olacaktır. Ayrıca gelecek araştırmalarda Türkiye’nin yeni döngülerle ortaya koyacağı verilerin boylamlı bir çerçevesinin çizilmesi ile farklı ülke sonuçları ile karşılaştırmalı çalışılması gereklidir.

Learning processes in the 21st century have increasingly moved toward student-centered, research-oriented, and exploratory approaches. The growing emphasis on developing students’ emotional and cognitive skills has brought inquiry and, accordingly, inquiry-based education to the forefront. Reading self-efficacy, as an indicator reflecting learners’ confidence in their own learning, is closely related to the development of inquiry. It is therefore expected that classroom practices aligned with this framework would explain reading and reading-related self-efficacy—one of the critical components of language education—within a wide and rich scope of variables. For this reason, the present study aims to reveal the effects of classroom inquiry-based practices on students’ reading self-efficacy by utilizing the rich data pool offered by the 2018 cycle of PISA. Within this scope, a sample of 6,890 fifteen-year-old students from Türkiye was analyzed using multilevel hierarchical regression. The results indicate that teacher behaviors stimulating reading engagement, teacher feedback, and adaptive instruction exhibit statistically significant and positive effects on reading self-efficacy. Teacher support, however, did not show a statistically significant effect. These findings suggest that instructional supports encouraging inquiry and reflective thinking have meaningful and positive contributions, whereas affective and directive teacher support may have limited influence. At the same time, the results highlight the critical role of inquiry-based education in fostering and enhancing reading self-efficacy. Consequently, taking steps to strengthen inquiry-based learning within the Turkish education system would be beneficial. Future research should draw a longitudinal framework using Türkiye’s upcoming PISA cycles and conduct comparative analyses with other countries.