SOĞUK İKLİMDE GELENEKSEL KONUTLARDA ISIL KÜTLE VE İÇ MEKÂN PLANLAMASI: ERZURUM EVLERİ ÖRNEĞİ


Yıldız F. B., Zorer Gedik G., Göksu A. U.

6th International Thales Congress on Life, Engineering, Architecture, and Mathematics, Cairo, Mısır, 22 - 24 Ocak 2026, cilt.1, ss.763-780, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Doi Numarası: 10.30546/19023.978-9952-610-22-2.2025.5125
  • Basıldığı Şehir: Cairo
  • Basıldığı Ülke: Mısır
  • Sayfa Sayıları: ss.763-780
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Soğuk iklim bölgelerinde gelişen geleneksel konut mimarisi, uzun yıllar boyunca sert çevresel koşullara uyum sağlayarak, düşük enerji tüketimiyle ısıl konfor üretebilen özgün ve sürdürülebilir çözümler geliştirmiştir. Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Erzurum, uzun ve şiddetli kış mevsimi, düşük ortalama sıcaklıklar ve yüksek rakım gibi belirgin iklimsel özellikleriyle bu bağlamda önemli bir inceleme alanı sunmaktadır. Bu çalışma, geleneksel Erzurum konutlarında ısıl kütle ile iç mekân planlamasının birlikte ele alındığı pasif ısıl konfor stratejilerini irdelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, Erzurum evlerinde yaygın olarak kullanılan kalın taş duvarların sağladığı yüksek ısıl kütlenin, iç mekânda sıcaklık dalgalanmalarını azaltan ısıl gecikme etkisi üzerindeki rolü değerlendirilmiştir. Kış döneminde, yüksek ısıl kütleye sahip yapı kabuğu, zaman geciktirmesi etkisi sayesinde kabukta depolanan ısıdan, dış hava sıcaklığının –30 °C’ye kadar düştüğü gece saatlerinde de yararlanılmasını mümkün kılmakta; bu durum iç mekânda daha kararlı bir ısıl denge oluşmasına katkı sağlamaktadır. Yaz aylarında ise aynı etki, soğutma yüklerinin azaltılması ve iç mekân konforunun korunması açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte, çalışmada iç mekân planlama kararlarının ısıl konfor üzerindeki etkisi detaylı biçimde ele alınmıştır. Tandırevi, geleneksel Erzurum evlerinde yalnızca bir ısı kaynağı değil, aynı zamanda mekânsal organizasyonun merkezinde yer alan temel bir yaşam alanı olarak değerlendirilmiştir. Tandırevinin merkezî konumu, ısının mekânlara dengeli biçimde yayılmasını desteklemektedir. Sofa ve tampon mekânlar ise yaşam alanları ile dış çevre arasında ısıl bir ara zon oluşturarak ısı kayıplarını sınırlandırmaktadır. Isı üreten hacimlerin merkezî yerleşimi ve düşük ısı gereksinimli mekânlarla çevrelenmesi, enerji etkin bir planlama yaklaşımının göstergesi olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, literatür taraması ve mimari mekân analizlerine dayalı olarak yürütülmüş; elde edilen bulgular, geleneksel Erzurum konutlarında ısıl kütle ve iç mekân planlamasının birlikte ele alındığında,iç mekânda sürdürülebilir ve dengeli bir ısıl konfor sağladığını ortaya koymuştur. Bu yönüyle Erzurum evleri, günümüz soğuk iklim konut tasarımlarına yönelik önemli bir referans niteliği taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Isıl kütle, İç mekân planlaması, Isıl konfor, Soğuk iklim, Geleneksel mimari

Traditional housing architecture developed in cold climate regions has produced distinctive and sustainable solutions capable of providing thermal comfort with low energy consumption by adapting to harsh environmental conditions over long periods of time. Erzurum, located in the Eastern Anatolia Region of Türkiye, offers an important case study in this context due to its long and severe winters, low average temperatures, and high altitude. This study aims to examine passive thermal comfort strategies in traditional Erzurum houses by addressing thermal mass and interior space planning together. Within the scope of the research, the role of the high thermal mass provided by thick stone walls— commonly used in Erzurum houses—on reducing indoor temperature fluctuations through the thermal delay (time lag) effect is evaluated. During the winter period, the building envelope with high thermal mass allows the utilization of the heat stored within the envelope even during nighttime hours when outdoor air temperatures can drop to as low as –30 °C. This effect contributes to the formation of a more stable thermal balance in indoor spaces. During the summer season, the same mechanism plays an important role in reducing cooling loads and maintaining indoor thermal comfort. In addition, the study examines in detail the impact of interior space planning decisions on thermal comfort. The tandırevi is considered not only as a heat-producing space but also as a primary living area located at the center of the spatial organization in traditional Erzurum houses. Its central position supports the balanced distribution of heat to surrounding spaces. Semi-heated transition spaces such as the sofa and buffer spaces create a thermal intermediary zone between living areas and the external environment, thereby limiting heat losses. The central placement of heat-generating spaces and their enclosure by spaces with lower thermal requirements stand out as indicators of an energy-efficient planning approach. The study is based on a literature review and architectural spatial analyses. The findings reveal that when thermal mass and interior space planning are considered together in traditional Erzurum houses, a sustainable and balanced indoor thermal comfort can be achieved. In this respect, Erzurum houses constitute an important reference for contemporary housing design in cold climate regions.

Keywords: Thermal mass, Interior space planning, Thermal comfort, Cold climate, Traditional architecture