Nasreddin Hoca Fıkralarında Anlatıcı Tipi


Creative Commons License

Taşdelen V.

Eski Yeni, Şehir Kültürü Dergisi, ss.74-80, 2010 (Hakemsiz Dergi)

  • Basım Tarihi: 2010
  • Dergi Adı: Eski Yeni, Şehir Kültürü Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.74-80

Özet

 

 

 

 

 

Sözlü geleneğin “anlatıcı”, “dinleyici”, “sözel metin”, “anlatı ortamı” gibi çeşitli öğeleri vardır. Bunlardan belki de en önemlisi “anlatıcı tipi”dir. Zira o, sadece var olan sözel metni anlatan kişi değil, bizzat onu oluşturan, üreten, çoğaltan, yorumlayan, yayan ve yaşatan kişidir. Ustalığı ve mahareti, anlatım esnasında ortaya çıkar. Anlatısı yapılan alanı ve sınırı belli bir metin değildir. O, ana hatları ile bilinen bir konuyu, söyleme sanatını, jest ve mimiği, yorumlama gücünü de eylemine katarak dinleyicilere ulaştırır. Anlatıya kendini, kendi duygularını, dünya görüşünü, istek ve umutlarını da katar. Bu nedenle basit bir “nakilci” değildir; bundan daha fazlasıdır: anlatıya kendi dünyasını kattığı gibi, dinleyicinin dünyasını da açan, onun kendi dünyasını da görmesini sağlar. Kimi zaman düz bir anlatımla, kimi zaman şiir biçiminde, kimi zaman bir enstrüman eşliğinde anlatısını gerçekleştirir. İnsanlar onun anlattığı metinlerden zevk alırlar, haz duyarlar. Bunun yanında icra edilen anlatının eğitici ve eğlendirici boyutu da vardır. Anlatı bir arada yaşama, paylaşım içinde olma, ortak bilinç ve referans noktaları oluşturma açısından önem taşır. Anlatının tiyatral bir özelliği de vardır. Söze kazandırılan anlam, heyecan, vurgu, tümüyle anlatıcının ustalığına ve yorum gücüne bağlıdır. Metin kendi başına iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin değildir. Onu iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin kılan anlatıcının yorumudur. Hangi tür anlatıcı tipi olursa olsun, her anlatım eyleminde az ya da çok ortaya çıkan şey, yorum gücü ve anlatım yeteneğidir. Anlatıcı, hayal gücü geniş olan, yaratıcı ve üretici bir tiptir. Söze ve sese verilen anlam, derinlik, duygusal boyut; bakışlarda, el kol hareketlerinde, jestlerde ve mimiklerde ortaya çıkan anlam boyutu; bir yaşantının belirli bir varoluşsal bağlamda paylaşımı; bütün bunlar anlatı faaliyetinin geniş kapsamlı bir sanat ve eğitim faaliyeti olduğunu gösterir.

Bu makalede “sözlü gelenek”, “sözlü gelenekte anlatıcı tipi” gibi kavramlar ele alındıktan sonra, sözlü geleneğin bir öğesi olarak Nasreddin Hoca fıkrarında anlatıcı tipi üzerinde durulacaktır. Bu bağlamda cevap aranacak sorular şunlardır: Nasreddin Hoca fıkraları açısından anlatıcı tipi ne ifade eder? Anlatıcı tipi, fıkraların üretilmesi, hayatiyet kazanması, canlılığının koruması, anlaşılması ve yorumlanmasına nasıl bir katkı sağlar? Anlatıcı tipinin dünyası, fıkraların dünyasına nasıl yansır?