Posta Bağımlılığı: Ekonomi-Politik Perspektifinden Osmanlı İmparatorluğu Posta Tarihine Bakış


ÜÇER S. E.

V. Yıldız Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul, Türkiye, 13 Aralık 2018, ss.12

  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.12

Özet

Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancı postanelerin varlığının sebep ve sonuçlarını Bağımlılık Okulu ve ardıllarından beslenen karşılaştırmalı ekonomi-politik perspektifiyle analiz etmeyi amaçlar. Ayrıca yabancı postanelerin geçmişteki faaliyetinin Türkiye’nin haberleşme politikalarına etkisini tartışmayı hedefler.

Osmanlı İmparatorluğu’nda erken dönemlerden itibaren Avrupa kökenli posta teşkilatları faaliyet göstermeye başladı. Bunların ilk örneği Venedik kent-devletine ait olan ve 1580’lerde faaliyete başlayan postaneydi. Kapitülasyon adını verdiğimiz serbest ticaret anlaşmalarının bir boyutu olarak sömürgeci Avrupa devletleri Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde posta teşkilatlanması yürütme imtiyazları edindi. Yabancı postanelerin sayısı ekonomik açıdan hareketli Osmanlı kentlerinde özellikle 18. ve 19. yüzyılda büyük bir artış gösterdi. Bu kapsamda Avusturya, Rusya, Fransa, Birleşik Krallık (Britanya ve sömürgeleri), İtalya, Romanya, Mısır ve Yunanistan postaları Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli dönemlerde faaliyet gösterdi.

1840’ta resmi kuruluşu gerçekleşen milli posta teşkilatı uzun süredir faal olan yabancı postanelerin gölgesinde kaldı ve gelişemedi. Bunun başlıca sebepleri ulaştırma ağları, özellikle deniz taşımacılığı ve demiryolları üzerinde yabancı şirketlerin hakimiyeti ve yurtiçi karayolları altyapısının zayıflığıydı. Bağımlılık Okulu ve Dünya Sistemi Teorisi ışığında bakıldığında, Osmanlı coğrafyasının bir çevre ekonomi olarak özellikle ticaret bağımlılığı üzerinden dünya ekonomisine eklemlenmesinin özel koşulları yabancı postanelere olan bağımlılığı da belirlemişti. Osmanlı İmparatorluğu, Çin, Japonya, Malezya ve Etiyopya gibi ülkeler, ekonomik açıdan sömürgeci güçlerin faaliyetine açık olmakla beraber siyasi bağımsızlığını sürdüren devletlere sahip oldukları için, başka bir deyişle yarı-çevre ekonomiler oldukları için, tek bir merkez/sömürgeci devletin posta egemenliği yerine birden çok yabancı devletin posta yayılmacılığına maruz kalmışlardı. Birden çok yabancı posta teşkilatının ülke topraklarında serpilmesi ve milli posta teşkilatını gölgede bırakması, Osmanlı devletinin merkezi bir güç olarak kendi ülkesine nüfuz etmesini, başka bir deyişle modern devlet oluşumunu geciktirdi. Posta bağımlılığı Avrupa güçleri ve ayrılıkçı hareketler lehine, Osmanlı İmparatorluğu aleyhine güvenlik açıklarına yol açtı. Bir diğer önemli sonuçsa, haberleşme alanında yabancı devlet ve sermaye gruplarının hâkimiyetinin bürokrasinin ve kamuoyunun kolektif hafızasında bıraktığı kötü izlenimdi. Bu hafıza, takip eden dönemlerde telgraf ve telefon alanında yabancı sermayenin yatırımlarına karşı ortaya çıkmış olan korumacılık refleksinin de kökünde yer alır. 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla fiilen durdurulan yabancı posta faaliyetleri savaşın sona ermesiyle yeniden başladı. 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın 113. maddesiyle yabancı postanelerin kapatılması taraf devletlerce kabul edilmiş ve milli posta tekeli hukuki statü kazanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, posta, Bağımlılık Okulu, Dünya Sistemi Teorisi, modern devlet oluşumu