Kamus ül Alam da Felsefi İçerikler


Creative Commons License

Taşdelen V.

Şemseddin Sami Bilgi Şöleni, Priştine, Kosova, 22 - 25 Ekim 2014, ss.75-86

  • Basıldığı Şehir: Priştine
  • Basıldığı Ülke: Kosova
  • Sayfa Sayıları: ss.75-86

Özet

Şemseddin Sami, kültür tarihimiz açısından önemli bir kişiliktir. Edebiyat tarihimizin ilk romanı sayılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazmış, Fransızca Türkçe, Türkçe Fransızca sözlüklerden sonra, Tarih ve Coğrafya Lugatı olarak adlandırdığı devasa bir eser olan Kamûs-ül Alȃm’ı, daha sonra da kültür tarihimiz açısından yine son derece önemli olan bir başka eseri, Divȃn-ı Lügati’t-Türk’ten bu yana, Türkçenin sözcük bilgisine (vocabulary) yönelik yazılmış en önemli eseri, Kamûs-ı Türkî’yi kaleme almıştır.

Şemseddin Sami, Kamûs-ül Alȃm’ı yazmaya Teftiş-i Askeri Komisyonu kȃtibi iken, 1305 (1888) yılında başlamış ve ancak on yıl gibi bir sürenin sonunda 1316 (1899) yılında tamamlayabilmiştir. Mihran matbaasında basılan altı ciltlik Kamûs’un  toplam sayfa sayısı 4830’dur. Bu geniş çaplı çalışmanın alt başlığı Genel Tarih ve Coğrafya Lügatı şeklindedir. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, söz konusu bu çalışma, belirli bir dönemi, belirli bir bölgeyi, belirli bir kültürü anlatmaz; aksine tarih ve coğrafya konusunda evrensel nitelikli bilgiler vermeyi amaçlar.

Osmanlı’nın son 150 yıllık dönemi fikir hareketleri açısından oldukça zengin bir dönem olmuştur. Bu verimliliğin nedeni, dönemin aydınlarının, felsefe ve fikir hareketlerini, kendi kültürel ve toplumsal sorunları çerçevesinde ele almaları, felsefeye bu sorunlar çerçevesinde bir zemin kazandırabilmiş olmalarıdır. Avrupa, özellikle de Fransa’daki felsefe hareketlerini yakından takip eden Osmanlı aydınları, Doğu ve Batı, din ve bilim, akıl ve iman, gelenek ve modernleşme gibi konular üzerinde kendi sorunları olarak durmuşlar; dini konular, dönemin materyalizm, pozitivizm gibi fikir hareketlerinin de etkisiyle, inanmanın bilimsel ve felsefi boyutu çerçevesinde tartışmaya çalışılmıştır. Öte yandan ülkenin ve Müslüman toplumların kültür ve uygarlık, sosyal ve siyasi sorunları karşısında, farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Özellikle “Batılılaşma” konusu etrafında kültür ve medeniyet sorunları ağırlıklı olarak tartışılmış, söz konusu toplumsal ve kültürel sorunlar çerçevesinde Batı felsefesinin Türkçede yeniden üretilmesi çalışmaları yoğunluk kazanmıştır. Namık Kemal, Münif Paşa, Ali Suavi, Ahmet Mithat, Ahmet Şuayip, Asaf Nefi, Baha Tevfik, Rıza Tevfik, Prens Sabahattin, Ziya Gökalp, Abdullah Cevdet gibi Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi aydınları, felsefe tarihinden felsefe diline, felsefe sözlüğünden felsefe çevirilerine, eleştiri yazılarından özgün felsefi denemelere varıncaya değin, pek çok alanda çalışmalar yapmışlardır. İlk felsefe tarihi çalışması Münif Paşa ve Ali Suavi, ilk felsefe sözlüğü çalışması ise Rıza Tevfik tarafından yapılmıştır. Namık Kemal, Ahmet Mithat, İsmail Fenni Ertuğrul gibi düşünürler, Batı felsefesinde ortaya çıkan kimi tezler ve akımlar karşısında eleştirel bir tutum ortaya koymuşlar, reddiyeler yazmışlardır. Bu arada Antik Yunan’dan modern döneme felsefenin farklı alan ve dönemlerinden çeviriler de yapılmıştır. İşte Şemseddin Sami de, bu bağlamda, gerçekleştirdiği, gerçekleştiremeyip bir tasarı olarak gelecek kuşaklara bıraktığı çalışma ve düşünceleri ile bilim ve felsefe çalışmalarına aktif bir katkı sağlamıştır.

“Kamus’ül Alȃm’da Felsefi İçerikler” başlıklı bu çalışmada izi sürülecek temel soru, felsefe kültürü açısından Kamûs-ül Alȃm’ın taşıdığı değerdir. Cevap aranacak soruları şu şekilde sıralayabiliriz: Kamûs-ül Alȃm’daki felsefi içerikler nelerdir? Bu içerikleri nasıl kategorize edebiliriz? Kamûs, bir felsefe ıstılahı, bir felsefe dili oluşturabilmiş midir, böyle bir amaç gütmüş müdür? Daha sonraki felsefe sözlüğü çalışmalarına temel teşkil edebilecek bir içerik ve öngörü ortaya koyabilmiş midir? Bilgi konusuna bakışı nasıldır? Tarih ve coğrafya ansiklopedisi olarak kendisini özgün kılabilecek bir tarih, kültür ve medeniyet anlayışına sahip midir? Nihayetinde içerikte yer alan felsefi bilgiler nelerdir; bu felsefi içerikte felsefenin sorunları ve kavramsal yapısı ortaya çıkarılabilmiş midir? Bu çalışmada, bütün bu konular, “Kamûs-ül Alȃm’ın felsefesi” ve “Kamûs-ül Alȃm’da Felsefe” başlıkları altında ele alınacaktır.