Gypsy Beliefs in Turkish and Western Literature


Creative Commons License

Oymak A.

Folklor/Edebiyat, vol.27, no.107, pp.885-904, 2021 (Peer-Reviewed Journal) identifier identifier

  • Publication Type: Article / Review
  • Volume: 27 Issue: 107
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.22559/folklor.1699
  • Journal Name: Folklor/Edebiyat
  • Journal Indexes: Scopus, MLA - Modern Language Association Database, Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.885-904
  • Keywords: Gypsies, Gypsy beliefs, Turkish literature, western literature, marginalisation

Abstract

Gypsies have been the target of prejudiced approaches in real life and literary works for centuries. The most important of these is their being irreligious and believing in nothing. In the spread of negative opinions about Gypsies in Turkish and Western literature, the share of legends and stories derived from them is at the top. Another reason for the spreading of the bad reputation of Gypsies is that their lifestyle is not seen as suitable for the general structure of the society. There is a widespread perception that they are wild, or rather a threat to civilization, because they do not fit into the city system. Whether they are nomadic or not, Gypsies living in closed groups have been marginalized by the general public and this situation is reflected in the works in the same direction. Although they are depicted with prejudices on issues such as morality, belief, cleanliness and theft in Turkish and Western literature, there are a considerable number of works that look at Gypsies from within. When all these works are examined, it is understood that Gypsies have a belief system with strict rules and a deep-rooted tradition, contrary to the common opinion. Marhime beliefs about cleanliness, male and female relationships and taboos about sexuality point to the exact opposite of negative views about them. The belief systems of Gypsies become more comprehensible when their view of life, their perception of time, their attitudes towards death, the importance they give to the family and their use of language are collectively evaluated in the works dealing with Gypsies.

Çingeneler yüzyıllar boyunca hem gerçek yaşamda hem de edebî eserlerde önyargılı yaklaşımların hedefi olmuşlardır. Bunların başında dinsiz olup hiçbir şeye inanmaları gelir. Türk ve Batı edebiyatında Çingenelerle ilgili olumsuz görüşlerin yayılmasında haklarında türetilen efsane ve hikâyelerin payı ilk sıralarda yer alır. Çingenelerin kötü şöhretlerinin yayılmasındaki diğer bir neden de yaşam tarzlarının toplumun genel yapısına uygun görülmemesidir. Şehir sistemine uymadıkları için yabani oldukları, daha doğrusu medeniyetin karşısında bir tehdit oldukları algısı yaygındır. Göçebe olsun ya da olmasın, dışarıya kapalı gruplar şeklinde yaşayan Çingeneler, toplumun geneli tarafından ötekileştirilmiş ve bu durum da eserlere aynı doğrultuda yansımıştır. Türk ve Batı edebiyatında ahlak, inanç, temizlik, hırsızlık gibi konularda önyargılarla betimlenmelerine rağmen Çingenelere daha içeriden bakan azımsanmayacak sayıda eser mevcuttur. Tüm bu eserler incelendiğinde yaygın görüşün aksine Çingenelerin katı kuralları olan bir inanç sistemine ve köklü bir geleneğe sahip oldukları anlaşılmaktadır.Temizlikle ilgili marhime inançları, kadın erkek ilişkileri ve cinsellikle ilgili tabuları onlarla ilgili olumsuz görüşlerin tam aksini işaret eder. Çingeneleri konu edinen eserlerde, hayata bakışları, zaman algıları, ölüm karşısındaki tavırları, aileye verdikleri önem ve dili kullanım biçimleri toplu olarak değerlendirildiğinde Çingenelerin inanç sistemleri daha anlaşılır hâle gelmektedir.