Doğunun ve Batının Ötesinde


Creative Commons License

Taşdelen V.

Hece, ss.9-15, 2015 (Hakemsiz Dergi)

  • Basım Tarihi: 2015
  • Dergi Adı: Hece
  • Sayfa Sayısı: ss.9-15

Özet

“Diyalektik”, insan düşüncesinin en verimli ve en kapsamlı kavramlarından biridir. Bir yandan doğal, bir yandan da toplumsal-tarihsel süreçleri açıklamak için de kullanılabilmiştır. En sık kullanım biçimi, düşüncenin, tez ve antitez süreci içinde sentezlenerek yeni bir görüşe doğru evrilmesi şeklindedir. Bu yöntem, gerek manastır gerekse medrese çevresinde Ortaçağın önemli eğitim konularından birini oluşturmuş ve Arapçada ilm-i cedel olarak karşılık bulmuştur. Herakleitos, varlıktaki diyalektik yapıya ilk dikkat çeken filozoflardan biridir. Ona göre birlik, ahenk ve düzenlilik, benzer doğalılığın değil, aksine karşıtların savaşının bir ürünüdür. Her şeyden önce kaosu değil düzeni ifade eden kozmos, inişin ve çıkışın, karanlığın ve aydınlığın, gecenin ve gündüzün, sıcağın ve soğuğun savaşıdır. Düzen ve ahenk, bu içsel çatışmanın ürünüdür. Sokrates’e gelindiğinde, tezler ve antitezler arasında, bir görüş öne sürme, karşıt tezleri çürütme şeklinde bir tartışma sanatına, Hegel’de ise tüm varlığı kuşatan bir sürece dönüşür: “Mutlak Ruh” (Geist)’tan maddeye, maddeden kültüre evrilen süreç, tüm boyutlarıyla diyalektik bir süreçtir. Marx, Hegel’in Geist temelli diyalektiğini tersine çevirerek maddeden manevi yapıya, oradan kültüre, ahlaka gelen bir süreç ortaya koyar.

Sentez, diyalektik süreç içinde karşıt unsurların bileşimi olduğundan, Doğu ve Batı kavramlarının sentezinden söz ederken, öncelikle bu diyalektik süreci anlamak gerekir. Diyalektik süreç, sadece iki kültür biçimi arasında değil, Peyami Safa’nın da üzerinde durduğu gibi, bizzat her bir kültür biçiminin kendi içinde vardır. Buna göre batı kültürü de, doğu kültürü de diyalektik bir süreçtir. Ancak, bu sürece geçmeden önce kavramları netleştirmek gerekir. Batı dediğimiz de hangi batıyı anlamamız gerekir? Batının içinde, onlarca, yüzlerce farklı Batı vardır. Aynı şekilde Doğu derken hangi Doğu’dan, Doğu’nun hangi yüzünden, hangi aşamasından, hangi görünümünden söz etmekteyiz; bunun netleştirilmesi gerekir. Ancak bu özleştirmeden sonra bir Doğu ve Batı kültüründen, giderek bir Doğu ve Batı sentezinden söz etmek mümkün hale gelebilir.