Doğu Akdeniz’de Türk-Yunan Rekabeti Oldubitti ve Misilleme Stratejileri


Creative Commons License

Aksu F.

BÖLGESEL VE KÜRESEL YÖNLERİYLE DOĞU AKDENİZ’DE GÜNCEL SORUNLAR VE İŞ BİRLİĞİ ARAYIŞLARI, Neşe Özden,Mustafa Sıtkı Bilgin,Sevtap Demirci,Mevlüt Çelebi,Mehmet Hacısalihoğlu, Editör, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, ss.431-481, 2025

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2025
  • Yayınevi: Atatürk Araştırma Merkezi
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.431-481
  • Editörler: Neşe Özden,Mustafa Sıtkı Bilgin,Sevtap Demirci,Mevlüt Çelebi,Mehmet Hacısalihoğlu, Editör
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

1923 Lozan Barış Antlaşması Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri ve ülkesel sınırlarını belirleyen temel ahdi düzenlemedir. Türkiye ile Yunanistan arasında ülkesel egemenlik sınırları da bu antlaşmayla ve müzakerelerle belirlenmiştir.

Bununla beraber deniz ülkesi sınırlarının belirlenmesi henüz bu ülkeler arasında müzakere edilmiş değildir. Lozan Barış Antlaşması ile Anadolu kıyılarına yakın ada ve adacıkların egemenlik devirleri gerçekleştirilmiş ancak deniz sınırlarının saptanması gerçekleştirilmemiştir. Bu nedenle iki ülke arasında antlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkların statüsünü düzenlemek gerekmektedir. Diğer yandan iki ülke arasında deniz yetki alanlarına ilişkin sınırlandırmaların da yapılması gerekmektedir. Bu sınırlandırmalar özellikle münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığına ilişkindir. Gerek Ege Denizi’nde gerekse Doğu Akdeniz’de taraflar arasında uzun soluklu bir rekabet (enduring rivalry)/tekrarlayan çatışma (protracted conflict) ilişkisi olduğu dikkate alınırsa “egemenlik” hak ve sınırları ile “egemen haklar”a ilişkin iddialar taraflar arasında hakkaniyete uygun bir çözümü güçleştirmektedir. Bu çalışmada taraflar arasında Doğu Akdeniz’de sürmekte olan rekabet ve tarafların izledikleri politikalar incelenecektir. Bu bağlamda Kıbrıs’ta süregelen egemenlik sorunu deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının müzakere edilebilmesini güçleştirmektedir. Türkiye ve KKTC bu rekabette Yunanistan ve KRY’nin izlemekte olduğu oldubitti girişimlerini misilleme (kısasa kısas) stratejisi izleyerek dengelemeye çalışmaktadırlar.

The 1923 Lausanne Peace Treaty is the basic contractual arrangement that

determines Turkey's relations with its neighbors and its territorial borders. The

territorial boundaries of sovereignty between Turkey and Greece were also

determined by this treaty and negotiations. However, the determination of

maritime borders has not yet been negotiated between these countries. With

the Lausanne Peace Treaty, the sovereignty of the islands and islets close to

the Anatolian coasts were transferred, but the determination of the maritime

borders was not realized. For this reason, it is necessary to regulate the status

of islands, islets and reefs that have not been transferred by treaties between

the two countries. On the other hand, it is necessary to make restrictions on

maritime jurisdiction areas between the two countries. These limitations relate

specifically to the exclusive economic zone and the continental shelf. Considering

that there is a long-term enduring rivalry/protracted conflict relationship

between the parties in both the Aegean Sea and the Eastern Mediterranean,

the claims regarding the “sovereignty” rights and limits and “sovereign rights”

are a fair and equitable agreement between the parties. complicates the solution.

In this study, the ongoing competition between the parties in the Eastern

Mediterranean and the policies followed by the parties will be examined. In

this context, it will be emphasized that Turkey and the TRNC are trying to

balance the fait accompli attempts by Greece and the Greek Cypriot Administration

of Cyprus by means of retaliation (tit-for-tat), taking into account that

the ongoing sovereignty problem in Cyprus makes it difficult to delimit maritime

jurisdiction areas.