Şehir Kültürü ve Şiir


Creative Commons License

Taşdelen V.

Bizim Külliye, ss.18-22, 2013 (Hakemsiz Dergi)

  • Basım Tarihi: 2013
  • Dergi Adı: Bizim Külliye
  • Sayfa Sayısı: ss.18-22

Özet

Şehir, kültürün ve medeniyetin oluştuğu yerdir; göçebelikten kurtulmanın, toprağa bağlanmanın ileri aşamasıdır. Şehri oluşturan unsurlar, kültürü ve medeniyeti de oluşturan unsurlardır. Şehir, tarihiyle, eğitimiyle, kütüphaneleriyle, güvenliğiyle, adalet sistemiyle,  bir düzeni ifade eder. Ve tabii ki, incelmiş davranış birimlerini, geleneği göreneği de.

Şiir ve şehir ilişkisini incelemek, temelde şiir ve mekân, şiir ve kültür ilişkisini incelemektir; şiirin oluşumunda şehrin, şehrin oluşumunda şiirin etkisini incelemektir. Bu tür bir araştırma içine girmek, şiirli şehirlere ve şehirli şiirlere doğru bir yolculuğa çıkmaktır. Ama bütün bunlar, şiirin taşrada, köyde, kırsal kesimde olmayacağı anlamına gelmez. Şiir, şair neredeyse oradadır. Şiirin vatanı, şairin gönlüdür, benliğidir. O, bir hapishanede de olsa, ölümsüz eserler üretebilir. Bir kültür ortamı olarak şehir, pek çok yönden şiir için uygun bir ortamıdır. Şair şiiri, şehir de şairi doğurur, besler, büyütür,  olgunlaştırır. Bunu şiirin kökenine de indirebiliriz. Şiir, dünyayı, insanı ve evreni anlamada, bilim ve felsefe yokken de vardı. Dolayısıyla o, insanın deneyim, birikim ve bilgisini ifade etme araçlarından biri olarak, hikmetin, bilgeliğin ilk ifade biçimini de oluşturur. Şiirin bu çok eski tarihi, şehri kuran, yasaları koyan ve geliştiren bilincin içinde vardır. Hatta bu bilinci oluşturan yapıdadır.