OSMANLI BASININDA SİYASAL ANTAGONİZMA: HÜSEYİN CAHİT YALÇIN VE ALİ KEMAL’İN İTTİHAT VE TERAKKİ TEMSİLLERİ


Günay İ. E.

BURSA 7. Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Kongresi, Bursa, Türkiye, 3 - 05 Temmuz 2026, ss.221-236, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Bursa
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.221-236
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, Osmanlı basınında siyasal antagonizmanın nasıl kurulduğunu Hüseyin Cahit Yalçın ve Ali Kemal’in İttihat ve Terakki’ye ilişkin başyazıları üzerinden incelemektedir. Amaç, gazete yazılarının siyasal aktörleri yalnızca yansıtan değil, onları farklı kriz bağlamlarında yeniden anlamlandırarak kamusal antagonizma üreten bir söylemsel pratik olarak nasıl işlediğini ortaya koymaktır. Çalışma nitel araştırma tekniğiyle yürütülmüş ve söylem analizine dayandırılmıştır. Veri seti, Hüseyin Cahit Yalçın’ın 1908–1909 yıllarına ait 10 başyazısı ile Ali Kemal’in 1919’daki 10 başyazısından oluşmaktadır. Bu iki dönem, sırasıyla kurucu siyasal kriz ve çözülme/hesaplaşma evrelerini temsil etmektedir. Bulgular, aynı siyasal aktörün farklı tarihsel bağlamlarda radikal biçimde değişen temsillere konu olduğunu göstermektedir. Yalçın’ın metinlerinde İttihat ve Terakki devletin bekasını koruyan zorunlu bir özne olarak konumlanırken, Ali Kemal’in yazılarında devletin çöküşünden sorumlu bir fail olarak inşa edilmektedir. Bu farklılık, gazeteciliğin kriz bağlamlarında siyasal aktörleri yeniden sınıflandırma kapasitesine işaret etmektedir. Sonuç olarak çalışma, gazeteciliği ne yalnızca yansıtıcı ne de tamamen belirleyici bir yapı olarak görmektedir. Aksine gazetecilik, siyasal krizler içinde kamusal anlamı sabitleyen ve antagonizmayı yeniden üreten bir söylemsel pratik olarak ele alınmaktadır.

This study examines the construction of political antagonism in the Ottoman press through the editorials of Hüseyin Cahit Yalçın and Ali Kemal on the Committee of Union and Progress. Its main aim is to show journalism not merely as a practice that reflects political actors, but as a discursive field that reconfigures them across different crisis contexts, thereby producing public forms of antagonism. The study employs a qualitative research design and is based on discourse analysis. The dataset consists of 10 editorials by Hüseyin Cahit Yalçın written between 1908– 1909 and 10 editorials by Ali Kemal published in 1919. These two periods correspond respectively to a constitutive political crisis and a phase of dissolution and political reckoning in late Ottoman history. Findings indicate that the same political actor is constructed through radically different representational regimes across these contexts. In Yalçın’s texts, the Committee of Union and Progress is framed as a necessary political force safeguarding the state’s survival, whereas in Ali Kemal’s writings it is represented as a principal agent responsible for state collapse. This divergence points not only to ideological differences but also to journalism’s capacity to reorganize political actors within shifting crisis-bound meaning structures. In conclusion, the study argues that journalism should neither be understood as a purely reflective practice nor as a fully determining one. Rather, it operates as a discursive practice that stabilizes political meaning and reproduces antagonism within historically structured crisis conditions.