Analysis of Expression Levels of VEGF-A Gene Between Placental and Associated Tissues in Patients with Preeclampsia


Şimşek Z., Madazlı R., Hamzaoğlu K., Ömeroğlu Ulu Z., Arık F., Özdemir Özgentürk N.

10. ULUSAL MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE BİYOTEKNOLOJİ KONGRESİ 18 Aralık 2021, Online, İstanbul, Turkey, 18 - 19 December 2021, pp.46

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.46

Abstract

Özet

Preeklampsi, gebeliğin 20. haftasından sonra, gebelik hipertansiyonuna ödem ve proteinüri eklenmesi ile klinik belirtiler gösteren bir komplikasyondur. Hastalığın patogenezi tam olarak aydınlatılamamış olsa da günümüzde en çok üzerinde durulan mekanizma anormal plasenta oluşumudur. Kompleks bir hastalık olan preeklampsinin tam olarak bir tedavisi bulunmamakla birlikte, hastalığın sona ermesinin tek çözümü bebeğin teslimidir. Hastalığın moleküler mekanizmasında meydana gelen değişimleri anlayabilmek hastalığın erken teşhisi için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı preeklampsi ile ilişkili VEGF-A geninin plasental ve ilgili dokular (Plasental doku, kordon, plasenta yatağı) arasındaki ekspresyon farkının Real-time PCR yardımı ile değerlendirilmesidir. Çalışma kapsamında 3 preeklamptik ve 3 normotansif gebe hastadan alınan plasenta, plasenta yatağı ve kordon dokuları sıvı azot içerisinde parçalandıktan sonra homojenize edilmiştir. Ardından her bir dokudan total RNA izolasyonu yapılmıştır. Nanodrop yardımı ile RNA konsantrasyonları belirlenmiştir. Elde edilen RNA izolatları agaroz jel elektroforezinde görüntülenmiştir. Daha sonra RNA izolatlarından cDNA çevrimi yapılarak Real-time PCR yardımı ile farklı dokular arasındaki gen ekspresyon düzeyleri belirlenecektir. Sonuç olarak bu çalışmada preeklamptik ve normal plasental dokularda ifade edilen VEGF-A geninin ekspresyon farklılıklarını inceleyerek nedeni kesin olarak bilinmeyen preeklampsinin fizyopatolojik kaskadına yeni bir basamak eklenmesi hedeflenmektedir. Elde edilen verilerin, yeni çalışmalar için temel oluşturmasının yanında hastalığın teşhis ve tedavisinde yeni yöntemler geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.