BENNETT’İN TRİADİK SİSTEMATİĞİ VE BAUDRİLLARD’IN SİMÜLAKR KURAMI ÇERÇEVESİNDE TAKSİM MEYDANI’NIN YER GERÇEKLİĞİ VE YER SİMÜLAKRASI


Er İ. E.

4th INTERNATIONAL SCIENTIFIC RESEARCH AND INNOVATION CONGRESS, Bursa, Türkiye, 14 - 16 Aralık 2025, ss.1209-1226, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Bursa
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1209-1226
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Günümüzde mimari çizimlerdeki insan figürleri, çoğu zaman ölçek ve derinlik göstergesi

olarak kullanılan yardımcı unsurlardır. Bunlar, bazen mimarın uzantısı gibi çalışır, bazense

kendi başına bir hikâye taşırlar. Figürler sayesinde çizim, yalnızca fiziksel bir yerin tarifinden

çıkar; duyusal, deneyimsel ve zamansal bir anlatıya dönüşür. Dolayısıyla, kullanılan stil

mimarın kişisel estetiği, tarihsel bağlamı ve insan‑mekân ilişkisine dair ideolojik bakışını

yansıtan bir “mimari imza” haline gelir.

Geçmişte insan figürü, mimari çizimlerde hem mekânsal ilişkileri kuran hem de dönemin

kültürel, teknik ve düşünsel yaklaşımlarını yansıtan önemli bir araç olarak ortaya çıkmış;

gerçekçi ve ayrıntılı silüetler ile klasik oran arayışlarından modernist çizimlerin soyut

figürlerine, fotoğrafın ve kolaj tekniklerinin mimariye kattığı yeni temsil dillerine kadar pek

çok dönüşüm geçirmiştir. Fabio Colonnese (2019)’in de üstünde durduğu gibi mimari çizimde

insan figürü, Rönesans döneminde mekânın oranlarını ve optik düzenini göstermek için

kullanılan bir referans öğesi iken, 20. yüzyılda Taylorizm etkisiyle üretim süreçlerini ve

mekân kullanımını optimize eden bir parametre hâline gelmiştir. 20.yüzyıl ortalarında ise

figürler, mekânın ölçeğini ve işlevini anlatan “kullanım talimatı” niteliği kazanmıştır.

Le Corbusier’in kimi iç mekanlarında kitap okuyan, resim yapan, yemek pişiren veya oyun

oynayan bu figürler, alışılmadık mekân düzenlerini açıklamak için kullanılmakla kalmamış;

aynı zamanda tasarımın önerdiği ve idealize ettiği yaşam tarzını temsil eden anlatısal bir araç

olarak işlev görmüştür.

Bu tarihsel örneklerde figür, kimi zaman tasarımcının mekânı nasıl kurguladığını sezdiren bir

düşünsel iz, kimi zaman da bireysel ve toplumsal ideolojileri yansıtan sessiz bir yorum aracı

olarak işlev görmüştür. Bugün yaygınlaşan standart figürlerin aksine, geçmişte figür, hareketi

ve çizgi karakteri ile mimarın manifestosunu, tasarımın karakterini ve mekânın tahayyül

edilen kullanımını aktarabilen anlatısal öğelerdir. Aynı zamanda mimarinin ölçülemez bazı

özelliklerini aktarmak için bir referanstır. Bu çalışma, insan figürünün tarihsel temsil

pratiklerindeki dönüşümünü inceleyerek, erken çizimlerden modern dönemin kolajlarına ve

dijital öncesi üretimlere, güncel yüzeyselliğin gerisindeki zengin anlatı potansiyelini görünür

kılmayı amaçlamaktadır.

In today's architectural drawings, human figures often serve to indicate scale and depth. They

sometimes act as extensions of the architect, while at other times they carry their own story.

Through them, the drawing transcends the mere description of a physical place; it becomes a

sensory, experiential, and temporal narrative. Therefore, the style used becomes an

“architectural signature” that reflects the architect's personal aesthetics, historical context, and

ideological perspective on the relationship between people and space.

Historically, human figures were key tools in establishing spatial relationships and conveying

the cultural, technical, and intellectual approaches of their time. They evolved from realistic,

proportioned silhouettes to abstract modernist figures, incorporating new representational

languages introduced by photography and collage. Fabio Colonnese (2019) emphasized, the

human figure in architectural drawing was a reference element used during the Renaissance to

show the proportions and optical order of space, while in the 20th century, under the influence

of Taylorism, it became a parameter that optimized production processes and space usage. By

the mid-20th century, figures had acquired the quality of “instructions for use,” explaining the

scale and function of space. In some of Le Corbusier's interiors, these figures reading books,

painting, cooking, or playing games were not only used to explain unusual spatial

arrangements; they also functioned as a narrative tool representing the lifestyle proposed and

idealized by the design.

In these historical examples, the figure has sometimes served as a conceptual trace hinting at

how the designer conceived the space, and at other times as a silent commentary reflecting

individual and social ideologies. Unlike the standardized figures prevalent today, figures in

the past were narrative elements capable of conveying the architect's manifesto, the character

of the design, and the imagined use of the space through their movement and line character.

They also serve as a reference for conveying certain immeasurable characteristics of

architecture. This study aims to reveal the rich narrative potential behind contemporary

superficiality by examining the transformation of the human figure in historical representation

practices, from early drawings to modern collages and pre-digital productions.

Keywords: Architectural Representation, Human Figure, Narrativity, Design Ideology